Çok partili dönemlerden günümüze kadar hep enflâsyonla boğuştuk. Bu mücadelede başarılı olduğumuz da söylenemez.
Bugüne kadar sayısız "istikrar" programlarına şahit olduk. Gerçeği söylemek gerekirse; ancak "bir arpa boyu yol alabildik!"
Enflasyonla mücadele topyekûn programlarla olur. Ancak bu programların öncüsü ve uygulayıcısı hükümetlerdir.
Serbest rekabet ilkelerinin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı ülkelerde enflasyonla mücadelede "kargaşa" kaçınılmazdır.
Özel teşebbüsün mücadele programlarına katkıları sektörel bazda değişiklikler gösterir. Ancak hükümetlerin ekonomilere müdahalesi her zaman tartışma doğurur.
Bu müdahalelerin "menfi" olması da şart değildir. "Müsbet" gibi görünse de; kendi tabii seyrinden saptırılan ekonomiler krize girerler.
Hükümet ortaya koyduğu istikrar programından çok emin olsa bile, uygulamadan çıkan neticelere bakmak zorundadır.
Önce enflasyon kriterleri sağlıklı hale getirilmeli, sonra da istikrar programları revize edilmelidir.
İstikrar programlarını sadece işçi, memur, köylü, çiftçi ve dargelirlilere fatura etmek hakkaniyete sığmaz!
"Dedim oldu!" felsefesiyle sosyal problemler çözümlenemez.
Akaryakıt, elektrik ve temel gıda maddelerine uygulanan otomatik zamlar sürüp giderken sabit ve dargelirli kitlelerin yakasına yapışmak çözüm değildir...
Tıpkı taban fiyat uygulamalarında inat etmek gibi; bu yol da yol değildir.
Dikkat edilirse özel sektörde kısmî olarak yaşanan canlılık, kamu sektöründe ters tepmektedir.
Bunun sebepleri iyice araştırılmalı; "karakuşî kararlar"dan vazgeçilmelidir. 9 Haziran''da açıklanan buğday taban fiyatları çiftçilerimizi zor durumda bırakmıştır.
Sulak tarım alanları açısından ürün elde etme miktar ve cinsleri bir ölçüde yeterli görülse de, kuru ziraat yapmak zorunda olan köylüler sıkıntıdadır.
Türkiye''nin ekonomik durumu bahane edilerek fakirler daha fakir olmaya mahkum edilemez.
Hele yolsuzluk, usulsüzlük ve hırsızlıkların kol gezdiği bir ülkede, alın teri ve beden gücü ile çalışanlar biraz kayırılmalı ve onlara sahip çıkılmalıdır.
Yeterince teşkilâtlanmamış, nisbeten düşük eğitim seviyeli ve çaresiz kalmış olan çiftçi ve köylülere reva görülen bu davranış hiç hoş olmamıştır.
Devletçe el konulan bankalar ve off-shore hesap sahiplerine gösterilen anlayış ve desteğin onda biri işçi, köylü, çiftçi ve memura gösterilse, "istikrar" yakalanır!
Bunun aksi, "istikrar" değil; "kargaşa" getirir...

