Uğur Mumcu soruşturmalarının geldiği safha hiç kimseyi memnun etmemiştir. Gönlümüz suçların ve suçluların cezasız kalmadığı bir ortam arzu etmektedir.
Gerçi meselenin öncesinde "Önleyici zabıta hizmetleri" vardır. Ancak "PKK terörü" sebebiyle önleyici hizmetlerde zafiyet olması da normaldir.
Problemleri içimizde ve mahallinde çözmediğimiz müddetçe bizlere rahat ve huzur yoktur! Konuları hudut haricine taşırdığımız her hususta başarısız kalınması kaçınılmazdır. Sınırlarımız içerisindeki parametrelerin kontrolü kolay olmasa bile elimizdedir... Hudut aşırı olayların kontrol ve çözümü büyük ölçüde mümkün olamayacağından hareketle; "itham" ve "isnat"larda aşırıya kaçılmamalıdır. Türkiye İran ilişkilerinin sağlıklı ve verimli komşuluk ilişkileri çerçevesini taşıdığı doğrudur.
Dahası; tarih boyu Türk-İran ve Türk-Yunan ilişkilerinde "Subversive" faaliyetler açısından büyük benzerliklerin olduğu da bellidir.
Buna rağmen son günlerde "Bir bardak suda fırtına kopartmak!" isteyenlere, hak vermek mümkün değildir! Önce açıkça belirmekte fayda gördüğümüz İran rejimindeki açmazları irdelememiz gerekmektedir. İran Rafizi inanç ve itikadı sebebiyle Türk inanç sisteminden tamamen farklıdır. Bu farklılık sadece "laik"likle sınırlı değildir.
Bazı medya mensuplarının alanları ve bilgileri dışında Türkiye ile İran arasında paralellik kurma gayretleri hem boş, hem de gerçek dışıdır.
Önce sünnî itikatta devlet ve yapısı ile ilgili herhangi bir zorlayıcı hüküm olmadığı açıkca bilinmelidir.
Ülkemizdeki samimi, gerçek, mütedeyyin müslümanların; rejim, laiklik devlet ve yönetimi ile ilgili hiçbir sıkıntı ve talepleri yoktur.
Şia inancında yeralan ve sünnî itikatta yeri olmayan rejim tartışmalarını ülkemizdeki müslümanlara bulaştırmak uygun değildir.
Asırlar boyu bunun mücadelesini veren Anadolu insanlarına bühtan edilmesi haksızlıktır. Yetkili ve yetkisiz birçok kimsenin çalakalem yazıp söylediklerinin gerçeklerle ve literatür bilgileri ile hiçbir alâkası yoktur.
"PKK terörü" konusunda İran ve Yunanistan''ın faaliyet ve destekleri arasında hiçbir fark olmadığını bir defa daha vurgulamamız gerekir.
Peki Yunanistan''a methiyeler düzülürken İran''a bunca taarruza gerek var mıdır?
Elimizde "vize" uygulamak gibi legal ve çağdaş bir silâh varken; ilan-ı harp etmenin hiç faydası olmaz! Bu işleri sessiz sedasız ve çağdaş usullerle halletmek dururken suyu bulandırmanın hiç âlemi yoktur.
Hele İran rejimi ile Türk müslümanlarını iltisaklandırma gayretleri, bize "güç" değil "zaaf" getirir.
Uluslararası ilişkilerde duygular değil, akıl, mantık ve menfaatler düşünülerek, telaş edilmemelidir!...

