İnsanların mutabakat içerisinde olmaları, mutabakat içinde yaşamaları ne güzel bir şey... Bunun aksi olan görüş ayrılığını kim tasvip eder, kim onaylar? Hiç kimse!
Bütün bunlar doğru da; "kazın ayağı hiç de öyle değil..." Değil çünkü bunca iş ve mesele arasında nasıl olduysa sıra Nazım Hikmet''e geldi.
Ve hükûmet mutabakat içinde, hiçbir görüş ayrılığı yok!
İşte bu olmadı. Keşke bu konuda birazcık görüş ayrılığı olabilseydi. Tek tip fikir ve kıyafet bu çağın, bu dönemin insanına has bir davranış tarzı değildir.
1951 yılında Nazım vatandaşlıktan çıkartıldığı zaman bendeniz dört yaşındaydım. Hadiseyi hatırlamamız mümkün değil.
Şimdi yaşımız elli beş''i aştı. Bu elli yıllık süre içerisinde çok şeyler görüp, çok şeyler yaşadık. Ama doğrusunu isterseniz hiç Nazım''ın eksikliğini duymadık.
Bir kimsenin vatandaşlıktan atılması hoş bir durum değil. Ancak bir ceza yöntemi, çok zaman da çaresizliğin sonucu...
Bunca işin ve derdin arasında Nazım''ı gündeme taşımanın samimiyetle hiçbir ilgisi olamaz. Türkiye''nin tartışılacak, çözümlenecek yüzlerce meselesi var.
Kapanmış defterleri açmanın, iyileşmiş yaraları kaşımanın hiç gereği yok. Hele MHP ve ANAP gibi misyonu ve orijini belli partilerin bu oyuna gelmesini anlamak zor.
Geçmişteki antidemokratik ve ideolojik yanlışların düzeltilmesi gerekçesiyle yeni bir tartışma açmak ülke ve milletimize ferahlık, mutluluk ve refah getirmeyecektir.
Hele günümüzdeki antidemokratik ve çarpık uygulamalar birbirini izlerken hiçbir tedbir almayanların yarım asır geriye dönük gayretleri hepimizi şaşırtmaktadır.
Daha dün Parlamento''ya seçilerek gelmiş birini sudan bahanelerle vatandaşlıktan atanlar; bugün Nazım''a davetiye çıkartmak arayışında...
Hiçbir suçları ve kabahatleri olmayan binlerce öğrenci okuyabilmek için; "o kapı senin, bu kapı benim" çaresizliği içinde çırpınırken siz tutup Nazım''ı gündeme getirirseniz inandırıcılığınızı kaybedersiniz.
İade-i itibar güzel bir duygu. Bunu gerçekleştirmek gerekir. Ancak önce itibarın ne olduğunu belirleyip, sonra da iadesi düşünülmeli.
Nazım''a ASALA''ya, PKK''ya iade-i itibarı düşünenler acaba Türk Devleti''nin ve Türk Milleti''nin itibarını akıllarına getirirler mi?
Bugün bir iade-i itibar sözkonusu ise bu önce Türk Devleti ve Türk Milleti için gereklidir.
Soykırım masalları arkasına saklanıp Türkiye''yi hedef alanlarla mücadele etmek gerekirken; ülke ve millet düşmanlarının hak ve menfaatlerine öncelik vermek kabullenilemez!..
"Gün olur, devran döner" doğrudur. Bir ölçüde bu görüş kabul de görebilir. Ancak bunun bir öncelik sırası düşünülmelidir.
Devlet politikaları, devlet kararları ve devlet görüşleri öyle rüzgâr gülü gibi dönen fırıldaklar değildir.
Ekonomiyi düzeltmekten ümidini kesenler, eski defterlere döndüler.
Tıpkı müflis tüccarlar gibi...

