Kaydet
a- | +A

Galatasaray galibiyetinin sarhoşluğu ile yaşıyoruz. Hüznümüz de, sevincimiz de bir ayrı. Başarıyı acıya dönüştürmekteki ustalığımıza pes doğrusu. Yeni Cumhurbaşkanımızı seçtik. Parlamento görev başında. Kısacası devlette her şey yerli yerinde. Gelin görün ki "incir çekirdeğini doldurmayan" meselelerle zaman ve imkanlarımızı harcamaktayız. Türkiye ciddi ve tarihi bir karar almıştır. Bu kararı ile, ikiyüz yılı aşkın bir süreden beri sürdürdüğü batılılaşma gayretlerine son noktayı koymuştur. AB üyeliğine müracaatımızdan bu yana kırk küsur yıl geçmiştir. Yalan yanlış bir Gümrük Birliği''nden başka elimize geçen bir imkan ve statü de yoktur.

Helsinki sonrasında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin belli bir mecraya oturtulduğu doğrudur. Bu sonuç sevindirici olmakla birlikte yeterli değildir. Nisan 2000''de Lüksemburg''da yapılan Ortaklık Konseyi toplantılarına kadar üç koca yıl geçmiştir. Sonuç? "Sıfır" olmasa bile, memnuniyet verici değildir. Ortaklık Konseyi kararları dikkatle incelenecek olursa önümüzde olunması (katedilmesi) gereken çok uzun bir yol vardır. Ekim 2000 sonunda Avrupa Birliği Konseyi''ne sunulacak olan komisyon raporu ile ilgili bilgiler iç açıcı değildir. Biz ufak tefek mevzular ile meşgul olur ve küçük başarılarla tatmin olurken bazı meselelere gerekli dikkat ve ihtimamı vermekte güçlük çekmekteyiz. Misal mi? 1999 Ağustos''unda milletçe yaşadığımız deprem felaketinden sonra çok çeşitli yardımlar yapıldı. Bu yardımlara müteşekkiriz. Ne var ki; 600 milyon Euro''luk deprem yardımının son 150 milyonluk bölümü halen alınamamıştır. Büyük zorluklar çeken depremzedelerden devlet de el çekmiş gibi görünüyor. Bu tür söz verilmiş ve planlanmış yardımlar da gelmeyince sonuçlar daha da acı olmaktadır. Buna benzer birçok yardımın peşine düşülmediğinden, maalesef gecikmeler olmakta, hak kayıpları doğmaktadır. Gümrük Birliği''ne geçişimizle ilgili bize verilmesi vadedilmiş değil, kesinleşmiş olan 750 milyon Euro''luk "AYB" kredisi halen bize ulaşmamıştır. İkibin iki yılına sarkması sözkonusu olan bu meblağın peşine düşülmemesi ülke ve milletimiz için büyük kayıptır. "Ağlamayana meme vermezler!" diye bir tabirimiz var. Bakın Yunanistan "iki gözü iki çeşme" şımarık çocuklar gibi ağlayıp duruyor ve malı da götürüyor. İyi de ne yapalım? Efendim hak ve menfaatlerimizin takipçisi olunuz. Bu tür yardımlar hem yasal hem de ahlakidir. Bunları almayı bir gurur meselesi yapmamak lazımdır.

Bizim AB için feda ettiklerimizi alt alta yazmış olsak; Türkiye''nin neler kaybettiği ve hiçbir şey alamadığı çok daha iyi anlaşılacaktır. Lütfen haklarımızın takipçisi olunuz!..