Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı ile ilgili görüşler tam bir tartışma ve kaosa dönüştü... 18 Nisan seçimlerinden önce işçi, memur, emekli ve dar gelirlilere mavi boncuk dağıtanlar şimdi ağız değiştirdiler.
İşçi, memur, emekli ve sabit gelirli vatandaşlarımızın demokratik yol ve yöntemlerle seslerini duyurmalarını "gürültü" olarak niteleyenler, çok yakın bir gelecekte "gürültüye gideceklerdir..."
Milletin istek ve arzularına kulak tıkayan, çalışanı horlayan, vatandaşları köle gibi gören bu zihniyetin; bırakınız "reform" yapmayı, "taş üstüne taş" dahi koymaları mümkün değildir.
Bugün çaresiz ve garip vatandaşlara ağzına geleni söylemekte tereddüt etmeyen siyasiler, bu dengeleri alt üst edenler hakkında bir tek söz söylemiyorlar.
1960''lı yıllardaki emekli yaş sınırlarını belirleyen kimdi? "55-60" olan yaş sınırını koltuk sevdası uğruna 1969''da "38-43" sınırına getiren kimdi? İşçi, memur, emekli ve dar gelirlilerin "yasama" hakkı ve görevi var mıdır? Öyleyse bu çaresizlere yüklenmenin manası nedir?
Yine aynı şekilde 1986''da büyük tartışmalarla emeklilik yaşı "55-60" seviyesine çıkartıldıktan sonra, 1992''de bütün dengeleri alt üst edenler şimdi nerededirler?..
Ankara Ticaret Odası''nın yaptırmış olduğu bir araştırmaya göre, işletmelerde altmış yaşında işçi çalıştıran yok mesabesindedir. Türkiye''nin şartlarını görmezlikten gelerek "reform" yapmaya kalkışmanın sonu bellidir.
Madem bu işler böyleydi de 55, ve 56''ncı hükümetler döneminde sizler neredeydiniz? O dönemde bu "reform (!)"ları yapıp da seçime girmeye yüreğiniz yetmediyse, bari şimdi insaflı olun!..
Vatandaşların; kanun çıkartmak, anayasa değiştirmek, darbe yapmak veya küsüp çalışmamak gibi tercihleri de yoktur. Zaten işler olacağına varacaktır. Ancak biraz geniş yürekli olup, bu çilekeş insanların eylemlerine anlayışlı davranın.
Seçimden yeni ve yenik çıkmış siyasetçiler için bütün bu olanlar "gürültü, patırtı" gibi gelebilir.
Bugün "fırsat işçisi" diye tanımladığımız, ne iş olsa yapan hatta sigortalı çalışmayı hayal dahi edemeyen, milyonlarca insanı yok sayamayız!
Hiç kimse gelin "yeni doğan bebekleri emekli edelim" demiyor. Ancak ömründe bir saat dahi işçilik, amelelik yapmamış insanların tek başlarına karar sahibi olmalarına da müsaade edilemez.
Siyasiler, kendilerini o postlara taşıyan seçmenlerine, vatandaşlarına ve hatta kendilerine karşı saygılı ve edepli olmak zorundadırlar.
Hiç kimse kendisini bir diğer vatandaştan daha vatanperver, daha idealist ve daha fazla hak sahibi göremez!
Siz! Kendinizi klimalı salonlarda, maroken koltuklarda, özel şoförlü araçlar ve hizmetliler arasında iki yıl içinde emekliliğe hak sahibi görürken sade vatandaşa reva gördüğünüz "mezarda emeklilik" kabul edilebilir bir yaklaşım olamaz..

