Ülkemizde her şey yolunda gidiyor çok şükür. Hükûmet olmuş veya olmamış, iki aydır hayat devam ediyor... Parlamento''nun açık mı kapalı mı olduğu belli olmuyor. Ne gam işlerimiz yürüyor ya...
ÖSS soruları çalınmış, gençler perişan. Olsun eğitim, öğretim sürüyor ya... Ama gençler üniversiteyi kazanacağım diye, lise sonda devamsızlıktan kalacaklar. Bu da mesele mi? YÖK''ün başında Kemal Gürüz duruyor ya, yetmez mi?
Efendim, ÖSS sorularının çalındığı mavalı konusundaki fikriniz? "Basit, ama çok basit bir polisiye vak''a aldırmayınız!" Peki 3-5 trilyonluk kayıp ne olacak?
Cevap hazır: "Gülü seven dikenine katlanır" veya "Kavgada şamara bakılmaz!" Mübarek ceddimiz de bugünleri asırlar önce görmüş, bizlere dört/dörtlük darb-ı meseller bırakmış. Biraz ağzı lâf yapan ve üç-beş vecizeyi ezberleyenimiz başkan, bakan bile olur. Çünkü sistem çalışıyor ya...
Diyeceksiniz ki; her şey tıkırında ise bunca işsiz-güçsüz insan, bunca fakir ve garip, bunca kendi-kendine konuşan meczup da neyin nesi?
Efendim, "Bu da kaderin cilvesi" der geçersiniz. Bizde vecize mi yok? Şaka bir yana; ateş bacayı sarmış, ocakta dert kaynıyor... İşin kötüsü de bu dertlerin muhatabı, sorumlusu ve çözümü de görülmüyor. Millet geleceğe güvenini kaybetmiş. * Baba evlâda, evlât anaya güvenmiyor... * Öğretmen müdüre, müdür veliye güvenmiyor... * İktidar muhalefete, muhalefet de millete güvenmiyor... * Maliye defterdara, defterdar mükellefe güvenmiyor... * Vatandaş medyaya, medya yazara güvenmiyor... * Devlet memura, memur devlete güvenmiyor. * Hakim savcıya, savcı avukata güvenmiyor... * Partili başkanına, başkan delegeye güvenmiyor. * İşçi patrona, patron bankalara güvenmiyor... * Sendika patrona, patron geleceğe güvenmiyor... * Sigorta vatandaşa, vatandaş expere güvenmiyor...
Kısacası: "Kimse kimseye güvenmiyor!" Kimsenin kimseye güvenmediği ailelerden, müesseselerden, partilerden, derneklerden oluşan bir sistemin sağlıklı olduğu iddia edilebilir mi? Türkiye''nin çok problemleri olduğunu biliyoruz... Ancak öncelikli problem "güven bunalımı"dır. Türkiye bu problemi aşmak zorundadır.
Bu problemin aşılmasında uygun bir iklimin oluşturulması gerekmektedir. Bu iklim demokrasi, hoşgörü ve feragatle oluşur.
Antidemokratik ve dayatmacı düşünce ve inançlar zaman içerisinde bozulmaya, çökmeye ve kaybolmaya mahkûmdur.

