Meclis Başkanlığı seçimini "hak"kı olan kazandı. Bu tespit şahıslarla ilgili olmayıp, tamamen "parti"ler ve "sistem"le ilgilidir.
Seçimlerde vatandaşın büyük teveccühünü kazanan "MHP"; koalisyon ortağı olurken hayli fedakârlıklarda bulundu. Buna rağmen daha işin başında hakkı olan meclis başkanlığını kaybetti.
"Hak"kı diyoruz çünkü; hem ikinci büyük parti, hem de "sağ"ın lideri konumuna gelmişti... Hele oy artış oranları dikkate alınırsa; "MHP" tartışmasız birinci parti durumundaydı... İfademizi geçmiş zamanla bitirdik. Çünkü şu andaki durum ile seçim vaat ve atmosferinin hayli farklılık gösterdiğini siz de kabul edersiniz.
Meclis Başkanlığı''na partilerden aday çıkması hem teamül, hem de tabii bir politik husustur. Ancak aday çıkartmak "centilmen"ce davranmaya engel değildir.
Dikkat edilirse adaylar özenle seçilmiş ve hemen hemen hepsi için güzel şeyler söyleyebilmek mümkündür. Ne var ki "hak" ayrı birşey. Zaten birden çok adayın katıldığı bir seçimde "yeter"liliklerin farkı yanısıra "tercih"lerin de değişik olacağı bellidir. Buna rağmen parti, ideoloji, meslek ve meşrep "taassub"u yapılıyorsa; o taktirde de "centilmenlik"ten sözedilemez.
Biz bu seçimi "sağ"ın birleşmesi yönünde bir "fırsat" olarak görmüş ve bu konuyu yazılarımızda "dil"e getirmiştik.
Netice bizim tahminimiz istikametinde gelişmiş olsa da; beklentimizin aksine birleşme yerine, kamplaşma gibi bir durum çıkmıştır. Neden?
Geçerli ve gerekçeli bir "neden" belirtmek zordur. Muhalefet, iktidarı çalıştırmamak değil; düzgün ve fonksiyonel olarak çalıştırmakla görevlidir.
Diyeceksiniz ki;
"Efendim; ha MHP; ha ANAP ne farkeder ki? İkisi de koalisyon ortağı, ikisi de iktidar partisi değil mi?" Bu tespit "doğru" olmasına doğrudur da, iktidarın da "âdil" olarak paylaşılması gerekmez mi?
"ANAP", meclisteki sandalye sayısı ve gücü itibarıyla İktidar''ın koltuk değneğinden ileri geçememiştir.
Diğer bir ifade ile "ANAP"ın beşe yaptığı bu payanda görevini, belki de "DYP" üçe yapacaktır. Yapacaktır da, bazı "mahfel"lere şirin görünüp görünememe önemli rol oynamaktadır.
Biz anlasak da, anlamasak da bu "ANAP"ta diğer partilerde olmayan bir "şeytan tüyü" var. Ne hikmetse her yapıya uymakta, herkese şirin görünmekte ve her yola gelmektedir. Evet dediğiniz gibi tam bir "maymuncuk" gibi... Her kapıya, her kilide uyuyor.
Bu defa aklıselim galip geldi de; bulanık suda "balık" avlanamadı.
"ANAP" hakkı olmadığı bu "başkan"lığı kapamadı.
Şimdi seçim bitmiştir. Şahısların partileri ve görüşleri ne olursa olsun bu "makâm"da "taraf"sızlık esastır.
Biz Sn. İzgi''yi kutluyor ve ilgi ile "iz"liyoruz. Umarız "taraf"sızlığından taviz vermez ve bizleri yanıltmaz.
Hayırlı olsun!

