Kardeşlik çağrıştırsa da, bu tabirde biraz umursamazlık, biraz boşvermişlik ve hatta gizli bir küçümseme de mevcuttur!..
"Yüreğinizde yer açın bir kardeş aileniz olsun" sloganı ile başlatılan kampanya tam bir fiyasko ile neticelendi...
Yüreğimizde açılan yerleri doldurmaya engel olan hükümet davranışları; yardımseverleri küstürüp, insanların çaresiz kalmasına sebep oldu.
Biz her şeye "Türk gibi başlar", sonra da bu başlangıcı mutlu sona ulaştıramadığımız için hayıflanırız. Gerçi 17 Ağustos depreminde Türk gibi de başlayamadık ya neyse...
Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan''ın iyi niyetlerle başlattığı "Kardeş aile kampanyası"nın encamı hepimizce mâlum.
Sadece on milletvekilinin olumlu cevap verdiği bu kampanyada, beşyüz kırk milletvekili yan çizmiştir. Başta Cumhurbaşkanı Demirel ve parti liderlerinin destekledikleri bu projenin başarısız kalması, tam bir organizasyon eksikliğidir.
Parlamento''da mevcut 550 milletvekiline ilave edilecek Meclis çalşanları ve üst düzey bürokratlarla bile bu kampanya başarıya ulaşabilirdi.
Herkesin desteklediği ancak sahibinin belli olmadığı bu kampanyaya iştirak etmek isteyen yardımseverler, "nereye ve nasıl" müracaat edeceklerini bile bilemiyorlar.
Eylül''de başlatılan bu iyi niyetli kampanya aradan üç ay geçmesine rağmen hedefine ulaşamamıştır.
Bir ülke ve toplumun organizasyon gücü de kalkınmışlıkla ilgilidir. Kalkınmada gecikmiş, açıkçası geri kalmış ülkelerde organizasyon güçlükleri her alanda kendini göstermektedir.
Tabiri caiz ise "lime, lime" dökülüyoruz. Varsa yoksa muhal ve çözümsüz iddia ve isnatlar. Hâl böyle olunca da işler hep sürüncemede kalmaya mahkum!.. Hele bundan sonra tehlikeye düşen kirpi misali kendi içine kapanan ve deprem vergisi telâşı ile savunmaya geçen vatandaşların, yardımdan çok kendi varlıklarını sürdürmeye çalışacakları gayet açıktır.
Kaldı ki bugüne kadar yapılan iç ve dış yardımların bile ne ölçüde depremzedelere ulaştığı da meçhuldür. Hâlâ hesapların birleştirilememesi ve vadeli muhafazası konusunda tartışmalar yaşanmaktadır.
İlk günlerde alınması gereken kararların aylar sonrasına tehir edilmesi çözümleri zorlaştırmıştır.
Şu veya bu tarzda küstürülen hayırseverlerin yeniden ateşlenmesi, yeniden bölgeye kanalize edilmesi zorunludur.
Yardımda belki de paradan da daha önemlisi ''gönüllü işgücü''dür. Gönüllüleri bölgeden uzaklaştırdığımızda; devletle direkt yüzyüze kalan depremzedelerin çektikleri sıkıntılar ortada ve ekranlardadır. Kredi şeklinde de olsa depremzedeye verilecek yeterli oranlardaki yardımlar, felâket bölgesinin boşalmasını sağlayarak, devlete rahat çalışma imkânı verecektir.
Yağmur, kar ve yangınlarla boğuşmak zorunda bırakılan depremzedeler için vakit geçmiş sayılmaz. Halen yapabileceklerimiz vardır.
Mesele öncülük edip, yol gösterilmesinde düğümlenmektedir.

