Kaydet
a- | +A

Gizli Maliye Bakanımız Cottarelli''nin ülkemize gelişinde bize bir "iyi"lik düşündüğünü hissetmiştik... Hissetmiştik de doğrusu böyle bir ince "ayar"ı beklemiyorduk.

Gerçi biz toplum olarak her çeşit "ayar"a alışkınızdır. Ancak bu defa ince de olsa, bir dış "ayar"ı kabullenemezdik!..

Netekim sonuç dediğimiz gibi oldu. Başbakanımız Ecevit bu "ayar"a alenen karşı çıkarak, haklarımızı sonuna kadar savundu!.. "IMF"nin ayar ve direktifleri cevapsız kalmamalıydı.

Biz bu "IMF" kıskacına ilk defa düşmedik ki. Sağolsunlar dünya çapındaki bööyyük yöneticilerimiz sayesinde her on yılda bir "torna"dan geçiyoruz.

Bize defaatle "kurtarıcı" gibi takdim edilmeye çalışılan "IMF"nin nasıl bir "kan emici" olduğu hâlâ anlaşılabilmiş değildir. Biz bu adamları sanki Başbakandan habersiz gizlice davet etmişiz gibi bir duyguya kapıldık.

Bir defa bu işe biz bulaşmadık, bulaştırıldık, "uyum"lu bir koalisyonun, "olumlu" bir icraatı olarak!.. Bu konu ve problemli ekonomi peşinen kabul edilmelidir. Böyle problemli bir ekonominin "IMF" karşısında direnmesinin zor olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat bunun teslim olmak manasına gelmemesi gerektiğini belirtiyoruz!

Finans ve ekonomiden sorumlu bunca yetkili varken; "IMF"nin muhatabı Başbakan Ecevit olmamalıydı. Hele ekonominin düzeldiği iddialarının yoğunluk kazandığı bu dönemde Ecevit''in ihtiyatta bekletilmemesi tam bir basiretsizlik örneği olmuştur.

Ecevit; "Uluslararası kuruluşların görüş ve kaygılarını belirtmeleri doğal. Ama Türkiye''nin ekonomi, finans ve sosyal politikalarını bu yabancı kuruluşlar değil, kendi ilgili toplum kesimlerimizle birlikte devletimiz belirler..." derken, gereksiz bir hassasiyetle bu tartışmayı üst seviyelere taşımıştır.

"Körle yatan, şaşı kalkar" darb-ı meseli uyarınca "IMF" ile ilişkiye giren ekonomilerin çeşitli sıkıntılara düşmesi doğaldır. Burada bize ters gelen, bu ilişkilerin "sağlıklı" olduğu iddialarıdır.

Ekonomik göstergelerle, koalisyon hükümetinin açıklamaları arasındaki tenakuz düşündürücüdür. Bu durumda, bunca bürokrat, teknokrat ve politik sorumlu varken; sıra Başbakan''a kadar gelmişse iş "ciddi demektir.

Carlo Cottarrelli bu ince "ayar"ı yaparken gayet temkinli... Direktif verme gibi bir hataya düşmüyor. Sadece "öğüt" veriyor. İsteyen bu öğütlere uyar, istemeyen de uymaz! Tabii imzalanmış bir "stand by" antlaşmanız yoksa...

Bizim "IMF" ile imzalanmış bir antlaşmamız var ve yürürlükte... Bu antlaşma gereği "IMF" müfettişleri gelip periyodik raporlar hazırlar ve "ayar"lar yaparlar.

Burada tartışma konusu olan "ayar"ların kalibresi ise; bu takdirde Başbakan haklıdır. Yoksa "ayar"ların kendisi çin söyleyecek sözümüz yoktur.

Biz kendimizi; "kerameti kendinden menkul yalancı şeyhler" gibi anlatırsak, günün birinde "gerçek"ler ortaya çıktığında telâş kaçınılmazdır.

Umarız bu "ayar" incesiyle kalır da, fazla rahatsızlık duyulmaz! Aksi olursa; "elle gelen düğün bayram..." der geçeriz!..