Cambazlıkta üstümüze yok doğrusu. Her işin bir püf noktasını, bir kaçamağını bulup sistemi deliyoruz!..
Enflasyonla mücadele programının 1999 yılı sonuçlarını gördükten sonra; "IMF" ile imzalanan stand-by antlaşmasının da çok yakında suyu çıkacakmış gibi geliyor bize.
1988 ve 1999 yılları için hedeflenen "% 50"lik enflasyon hedefinin maalesef güme gittiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu haberden sonra; önce Sayın Yılmaz''ın ve sonra da Sayın Ecevit''in kulaklarını çınlattık.
"İkibinli yıllara % 25 enflasyonla girileceği" türkülerini söyleyen 56''ncı hükümetin başı, acaba şimdi neler söylemektedir? Yılan hikâyesine dönen enflasyonla mücadele programları bütün inandırıcılığını kaybetmiş durumda.
Açıklanan "DİE" verilerine göre, tabiri caiz ise; "takke düşmüş ve kel görünmüştür" iyi de bu arzu edilmeyen sonuçlardan dolayı, kime nasıl hesap soracaksın? Zaten testi kırıldıktan sonra, şamarın faydası olmaz ki...
Başbakanımızın, ekonomik ve mâli konulara ilişkin bilgi ve becerilerini değerlendirmek bize düşmez. Bu konuda bilgi sahibi olmak isteyenlerin; açıklanan "DİE" verilerine bir göz atmaları yeterli olacaktır.
Açıklanan hükümet kontrollü istatistik verilere göre; 1999 yılı enflasyon oranı yaklaşık % 70"lerde seyretmiş...
Gerçekleşmiş demeye dilimiz varmıyor. Bari bu belâya seyretmiş diyerek kendimizi rahatlatalım, beklentilerin çok üzerinde üzerimize "kâbus" gibi çöken bu enflasyon, hepimizin belini bükmüş, sözü de ayağa düşürmüştür.
Gerçi bu açıklanan "% 70"lik oranın da gerçek olmayıp, hükümet temennisi şeklinde belirdiği söylentileri de ortalıkta dolaşmaktadır. Çünkü açıklanan oranlarla çarşı pazarda yaşanan yangın arasında pek bir benzerlik de gözlenememektedir.
Milletin gözünün içine baka, baka söylenen yalanlardan artık gına gelmiştir. Hele işçi, memur, emekli ve dargelirlilere kanun zoruyla getirilen ambargolar sebebiyle millet bezdirilmiştir.
Bordro mahkumlarının yıllık maaş ve ücret artışlarını "% 50"lere sabitleyenler; şimdi ortaya çıkan bu haksızlık ve zararı nasıl tazmin edeceklerdir?
Bir yıl boyunca masallarla uyutulan dar gelirlilerin boğazından kesilenler, bugün defaaten sahiplerine ödenmiş olsa bile, çekilen acılara çözüm getirmeyecektir.
Enflasyonun bu oranda yüksek çıkmasını aralık ayına sıkıştırılıp, tıkıştırılan KİT zamlarına bağlayanlar mevcut. Bunda doğruluk payı vardır. Ancak; "Battı balık yan gider!" diyen hükümet hiç olmazsa ikibin yılında halkı kandırabilmenin ince hesaplarını yapmaktadır.
Her ne sebeple olursa olsun, ekonomiye dışarıdan yapılan bu tür müdahalelerin hiç de hayırlı sonuçlar vermediği bilinmektedir.
Enflasyon, döviz, faizler diktacı bir anlayışla, bürokratik zapt-ü rapt altına alınmakla ekonomik kalkınma, düzelme ve rahatlama sağlanamaz.
Piyasanın kendine has kuralları işleyeceğinden; çok yakında karaborsa, kaçakçılık, karaborsa gibi istenmeyen enstrümanlar kendiliğinden devreye girip, ekonomiye yön vermek isteyecektir!..
Sonra?
Sonrası, "yandı gülüm keten helva!.."

