Kaydet
a- | +A

''Çankaya" ve "YÖK"ü karşı karşıya getiren gerçek sebeplerin ne olduğu meçhul. Aslında Cumhurbaşkanlığı''na akan haber ve bilgilere dikkat etmek gerekir.

"YÖK", meseleyi tırmandırmayı tercih ederken, Çankaya''nın bu bilgi ve istihbarat gücünü hesaba katmadı... 1980 sonrasında kurulan YÖK Başkanlığını yerden yere vurmak kolaydır. Ancak "Seksen" şartlarını da unutmamak gerekir.

Doğramacı gibi karizmatik ve varlıklı bir "YÖK" Başkanı''nın ardından gelenler; hiçbir zaman bir Doğramacı olamamış ve "YÖK", ister istemez seviye kaybetmiştir.

Yeterli bilimsel sermayesi olmayan yöneticilerin can simidi kadrolaşma olmuştur. Bu kadrolaşmalar da zıtlıkları ve çıkar savaşlarını başlatmış; sonuçta "YÖK" olmaması gereken bir uç noktaya getirilmiştir.

Hâlâ seçim ve atama arasında tercih yapmakta zorlanan, hatta açıkça atamaları savunan bir zihniyetin, bilimsel düşünmeye mecâli kalmamıştır.

Adam kayırma, taraftar toplama ve akrabalık ilişkileri sebebiyle "YÖK"; asıl fonksiyonlarını kaybetmiş ve bir holding yönetim kurulu anlayışına dönüşmüştür.

Her şeyin madde, para ve egemenlikten geçtiğine inanan YÖK Başkan ve kadroları futbol takımı taraftarları gibi bölünüp, fanatikleşmiştir.

Para, para, para Gerçi bu söz Napolyon''a aittir. Ancak tam ve gerçek uygulanmasına "YÖK"te kavuşmuştur. Bugünün "YÖK"ü bilimi, eğitimi, irfan ve terbiyeyi bir kenara bırakarak; para ve çıkar peşine düşmüştür.

Hedef para ve kâr olunca da, yolsuzlukların ardı arkası kesilmemiştir. Usulsüzlük ve yolsuzluğa yatkın, meyilli ve istekli kadroların teşkilinde; akrabalık, ahbap çavuş ilişkileri ve ortak çıkarlar ön plâna geçmiştir!... Bugün için kendisini bu çarktan kurtarabilmiş olan üniversitelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

İşte "YÖK"le "Çankaya"yı karşı karşıya getiren anlayışın temelinde yatan gerçekler bunlardır. Bu gerçekleri kamuoyundan gizleyebilmek maksadıyla sık sık gündeme getirilen irtica ve türban tartışmaları gerçekleri gizlemeye dönük "kamuflaj" çalışmalarıdır.

Araştırma Komisyonları ''YÖK"te yaşananlar, yeni ve gizli olan hususlar değildir. Şayet rant dağılımında eşitlik sağlanabilseydi, seçim ve/veya atamaların tartışılması yaşanmayacaktı.

Prof. Dr. Gürüz''ün ikinci defa YÖK Başkanlığı''na atanması üst düzey kulislerin ve rant paylaşımının etkisi ile olmuştur. TBMM "YÖK" Araştırma Komisyonu''na rağmen ikinci defa atama yapılması önlenememiştir.

Üniversitelerde ortaya çıkan katma değerin giderek büyümesi sebebiyle kontrolü hayli güçleşmiş yeni yeni yolsuzluklar filiz vermeye başlamıştır.

Bütün haber ve bilgilerin kesiştiği yer olan "Çankaya" işin farkındadır.

"Çankaya"nın tavrı üç-beş rektörün seçim ve atanmasından değil, giderek büyüyen "Rant" kavgalarından kaynaklanmaktadır.