Biz içeride ipleri gerip tansiyonu yükseltirken, birileri bizi destekliyor. Açıkçası batıda lehimize gelişmeler var.
Son günlerde ABD ve AB, bizi bizden çok düşünür, bizden çok kayırır oldu..
Ülkemiz adına batıda esen bu olumlu rüzgarlardan mutlu olmak gerekir. Hatta mümkün olabilse, bu müsbet havadan âzami istifade sağlanabilse.
18-19 Kasım tarihleri arasında İstanbul, Çırağan Sarayı''nda düzenlenecek ''AGİT'' toplantılarından sonra, havanın daha da düzeleceği anlaşılmaktadır.
Yirminci yüzyılın son ''Zirve''si sayılan bu toplantıya Batı büyük önem vermektedir. Türkiye''nin de konuyu aynı önemde ele alarak, muhtemel en büyük faydaya kilitlenmesi gerekmektedir.
1950''li yıllarda konferanslar şeklinde başlayan ''AGİT''; 1990 Paris Şartı ve 1992 Helsinki Nihai Senedi''yle ciddi bir teşkilât haline dönüşmüştür.
Dahası ''AGİT'' sadece Avrupa''nın değil, yeni yüzyıla girerken, dünyanın da umudu haline gelmiştir.
Türkiye 1999 toplantısına büyük bir dış destekle girme imkânını yakalamıştır. İçteki çekişmelere rağmen; dışarıda bu ölçüde uygun bir ortamın oluşmasında, ABD ve Clinton''ın büyük gayretleri inkâr edilemez.
ABD yönetimi ve Clinton''ın Türkiye lehindeki faaliyetlerinin etki ve yoğunluğunu iyi anlayabilmek için Yunanistan''daki gelişmelere dikkat edilmelidir.
Komşumuz ve güncel dostumuz Yunanistan''da ciddi olaylar var. Clinton''ın Atina ziyareti öncesinde başlayan gösteriler giderek ''şiddet''e ve ''terör''e bulaşmaktadır.
Yunanistan''da neredeyse istenmeyen ve güvenilmeyen adam ilân edilecek olan Clinton''ın tek hatası Türkiye''ye karşı âdil olmasıdır.
Evet Yunanistan, yıllardır elde ettiği haksız itibarı, üstünlüğü kaybetmenin telâşındadır.
Bugüne kadar her olayda Yunanistan''ı, kayıran ABD yönetimlerinin aksine olarak Clinton; adil ve eşit tavırları ile dünyada itibar kazanırken, Yunanlılar''ın haksız reaksiyonuna muhatap olmaktadır.
ABD, Türkiye''nin AB ile ilişkilerinden, Hazar petrollerine kadar her alanda ülkemizin hak ve menfaatlerini savunmakta, adil çözümler aramakta ve üretmektedir.
Hele ''AGİT'' öncesi başkan Clinton''ın Georgetown Üniversitesi''ndeki veciz ifadeleri hepimizin yüreğine su serpmiştir.
Clinton özetle:
"...Türkiye; Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya''nın kesiştiği noktada bulunuyor.
Eğer Türkiye istikrarlı, demokratik, laik ve Müslüman ulus olarak Avrupa''da tam (lâyık olduğu) yerini alabilirse gelecek daha iyi olacak!.."
Demektedir.
Bize düşen bu olumlu havadan istifade etmektir. Umarız ilgililer ve yetkililer gereksiz tansiyon yükseltmelere son vererek, Batı ile senkronize olurlar.
Bir de inanıyoruz ki; Türkiye yakın gelecekte demokratik laik ve istikrarlı bir ülke olacaktır. Ancak Müslümanlığı konusunda biraz şüphe ve tereddüt olacaktır. "Batı istediği için değil gerçekten kendimiz için bir şeyler olmalıyız!"

