Kaydet
a- | +A

Günlerimiz "deprem" ve "zedeler"i ile dolu. Nereye gitsek, kiminle konuşsak mevzu değişmiyor... Hele deprem bölgesinden gelen haberler ve telefonlar içimizi karartıyor. Yetkililer "depremle yaşamaya alışmalıyız!" dese de, altyapı olmadan birlikte yaşanmadığını kör gözler bile gördü... Evet ağzımızdan "dua"yı, gönlümüzden "ahıret"i eksik etmemeye çalışıyoruz, ancak maddi hiçbir tedbirimizin olmadığı ortada... Deprem bölgesindeki tedbirlerin tam bir karmaşaya döndüğü görülmektedir. Başbakanlık Müsteşar''ı Ahmet Şağar bile, Kızılay tekelinden şikayetçi. Hatta daha da ileriye giden müsteşar "Hiç kimse Kızılay aracılığı ile yardım yapmak istemiyor!.." diyerek işin vahametini kamuoyuna aksettiriyor. Deprem bölgesinden aldığımız telefonlarda genellikle yardımların engellendiği dile getirilerek organizasyondan şikayet edilmektedir. İzmit''ten arayan değerli dostumuz Dr. İbrahim Bey, kriz merkezi ve koordinasyon kurullarının yeterli olamadığından bahisle; 4123 Sayılı Kanun''un yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellediğini, çok samimi bir dille anlatıyor. Yine Halıdere''den arayan depremzede okuyucumuz Ahmet Aka Bey de; bürokratik işlemlerin vatandaşlarımızı "Bezdirdiği"ni söyleyerek, bizlere dert yanıyor. Tüzükleri ve anasözleşmelerinde felâket anlarında yardımlaşma hükmü yer alan birçok vakıf, dernek ve kuruluş gönüllü yardım faaliyetlerinin "kasıtlı" bir şekilde engellendiğini belirtiyorlar. Bir daha ilk günden "olağanüstü hâl" ilânını gündeme getirirken, yukarıdaki engellemelerin önlenmesini talep etmekteyiz. Ne var ki ülkemizde işler "yavaş" yürüyor. Dahası, "Dereye su ulaşıncaya kadar kurbağanın gözü patlar" diye bir darbı meselemiz vardır. Bugün bölgede benzer bir durum yaşanmaktadır. Gelelim "Kardeş Aile"ler konusuna. Bu teklif ilk defa Bakan Yaşar Okuyan tarafından gündeme getirildi. Kendisini kutluyoruz.

Daha sonra aynı konuyu Sabah Gazetesi''nde Yavuz Donat, Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz''dan naklederek destek istedi. Gerçekten çok güzel bir davranış, bütün gönlümüzle katılıp, destekliyoruz... Diyanet İşleri Başkanımız''a göre bu uygulama ilk defa Peygamberimiz zamanında Mekke''den-Medine''ye göç ''hicret'' esnasında uygulanmış. Bin beşyüz sene önce dile getirilip, tatbik edilmiş ve müsbet sonuçları da görülmüş âlicenap bir davranış. Bu hafta Diyanet İşleri Başkanlığı Hutbe Kurulu''nun hazırlayacağı "Cuma Hutbesi"nde kardeş aileler konusunun işleneceğini de Donat''tan öğrenmiş olduk. Sevinmedik desek yalan olur. Ancak bazı endişelerimiz var. Malum, 4123 sayılı kanun gereği "Afet yardımlarının nakdî olarak afet fonuna, aynî olarak da Kızılay''a yapılması" gerekmektedir. Şimdi bizi bir düşünce aldı ki sormayın. Mâlûm kriz ve koordinasyon merkezlerinin üstlendiği "yardım"laşma tam bir "devlet işi". Diğer taraftan Diyanet bu devlet işini cuma hutbesinde ele alarak konuya "dinî" bir boyut getirmek istiyor. İser misiniz, bu antilaik (!) davranış sebebiyle Diyanet İşleri Başkanı da dahil bütün hatipler 312''ye göre sıgaya çekilsin! "olmaz", olmaz demeyin burası Türkiye; olmaz, "olmaz" haberiniz ola!..