''AGİT'' toplantılarının başarıyla sonuçlanması hepimizi mutlu etti. Öncelikle organizasyon başarısı olarak beliren ilk bölümden sonra şimdi de sonuçlar konuşulacaktır.
Bu hengâme arasında Sn. Denktaş''ın araya gittiği konusundaki endişeler halen dağılmamıştır. Gündemde olmamasına rağmen ''AGİT'' toplantılarının ikinci gününde ''Kıbrıs''; başlıbaşına bir faaliyet olarak, ''oldu bitti''ye getirilmek istenmiştir.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan büyük baskılarla Denktaş ve Klerides''i biraraya getirmiştir.
Davetiyelerdeki pürüz yine kağıt üstünde halledilerek, Klerides''in ''Kıbrıs'' lideri olarak ''AGİT'' toplantılarına iştiraki önlenememiştir.
Biz ''Kıbrıs'' tezimizi hiçbir dönemde, hiçbir uluslararası plâtformda doğru dürüst müdafaa edemedik. Nitekim ''AGİT'' toplantılarında da ''Kıbrıs'' Yunanistan ve Batı perspektifinde ele alınmış, Türk nüfus yok sayılmıştır.
Klerides her seferinde 1974 öncesi duruma atıf yapmakta; Nikos Sampson ve adamlarının yıkmış (devirmiş) olduğu Cumhurbaşkanlığı''nı müktesep hak saymaktadır.
Batıyla yakın ilişkileri, Yunanistan desteği ve tabii Batıyla mevcut din ve kültür birliği sebebiyle Klerides''in fiili durumu kabul görmektedir.
Tek başına umutsuzca çırpınan Denktaş; çoğu zaman Türk Dışişlerinin bile inanmadığı hayâlî bir Cumhurbaşkanı olarak kalmakta, sürekli itilip kakılmaktadır.
Şimdi hepimiz elimizi vicdanımıza koyup düşünelim. Bir tarafta ''AGİT'' ve bütün uluslararası kuruluşların üyesi ve Kıbrıs Rum lideri Klerides, diğer tarafta uluslararası hiçbir resmi sıfatı olmayan Sn. Denktaş!..
''AGİT'' İstanbul''da toplanmış ve Türkiye bu sakil eşitsizliğe hiçbir çözüm getirememiştir.
Dışişleri Bakanlığı her seferinde bu sakil durumu örtbas ederek, üzerine kül dökmeye çalışmaktadır.
İşin garibi ''AGİT''
duayeni Sn. Demirel de bu durumu gözardı ederek Polyannacılık oynanmasına zımnen müsaade etmektedir.
KKTC Cumhurbaşkanı olarak tanıdığımız, hatta ısrarla vurguladığımız Denktaş''ı hiçbir uluslararası toplantıya dahil edemediğimiz gerçeğini gizlemeyelim.
Şimdi bütün bu fiili durumlar çerçevesinde ''Kıbrıs ve Denktaş''ın yeri ve statüsü hakkında açıklama yapılarak, kamuoyu aydınlatılmalıdır.
Daha açığı, kapalı kapılar arkasında ''Kıbrıs''la ilgili verilen tavizler ve Kıbrıs Türkleri''nin geleceği dürüstçe ortaya konulmalıdır.
Birçok konuda ''by pass'' edilen Ecevit ve kabinesi, bu konuda da ikinci plâna itilmiş; hükümet dışında kararlar alınmıştır.
Biz bu kararların ülkemiz âli menfaatleri gereği alındığına inanmak ve kamuoyunu da aydınlatmak isteriz. Ne varki; bu kararların hiçbiri açık toplantılarda gündeme getirilmemektedir.
Efendim padişahın çok sevdiği küheylânının ölüm haberini vermek için huzura giren vezir ter içinde:
"Padişahım! Küheylanınız günlerdir yem yemez, su içmez" diyerek konuya girer ve devamla..
"Yattı kalkmaz, nallarını da bir türlü yere indirmez sultanım" der.
Bunun üzerine padişah hışımla vezirin üzerine yürür ve haykırır!..
"Desene benim küheylan öldü!" Hazır cevap vezir, "Ben demedim sultanım" diyerek, kendini kurtarmaya çalışır.
Ne dersiniz bizim ''Kıbrıs''ın hali de bu mu?..

