Kaydet
a- | +A

En basit meseleleri bile problem haline getirmekte üstümüze yok doğrusu... Rayında ve tıkırında giden işleri bulup, buluşturup gündeme getiriyor, sonra da hep beraber "iki göz, iki çeşme" çözüm arıyoruz!..

17 Ağustos''ta yaşadığımız depremle birlikte Türkiye yerinden oynadı. Sanayi, ticaret, sağlık, eğitim, ülkemizin beşte birinde felç oldu...

Zaten 15 yıl süren terör belâsıyla kavrulan diğer bir beşte birlik bölümü de dikkate aldığımızda; neredeyse hayat durma noktasına gelmiş durumda.

Kızılay''dan belediyelere, merkezi hükümetten yardım kuruluşlarına kadar her yerimiz lîme, lîme dökülüyor.

Felâketzedelere aylarca çadır ve battaniye bile dağıtamadık. Çok zor şartlarda inşa edilen prefabrike konutların da yeterli olmadığı görülmektedir.

Çeşitli mülâhazalarla ürküttüğümüz sivil toplum kuruluşları (hayır kurumları), çok arzu etmelerine rağmen; bölgeye yardım göndermekte tereddüt ediyorlar.

Zaten Kızılay ve kriz masalarının yönetim anlayışı malum! Ayrıca çıkartılan güçlüklerin ceremesini garip depremzedeler çekiyor...

Bilgisayarımıza bir elektronik mektup düşmüş, okursanız ağlarsınız. Dr. Sedat İğdeci İsviçre''den yirmi vagon malzeme gönderebilmek için "Akla karayı seçiyor!"

Sadece boş hibe vagonların toplam tutarı 14.8 trilyon lira civarında bir meblağ oluşturuyor.

Dr. İğdeci''ye göre bilinmeyen bir el yardımları engelliyor. Hele 10''ar kişilik 400 çadırın akıbeti ise hâlâ belli değil.

İlgilenen olursa; 0532 621 54 72 numaralı telefondan bilgi alabilir.

Bu keşmekeş içerisinde bölge halkına yapılmakta olan kira yardımlarının bayram sonrası kesileceği ''şayia''sı çıkartılıyor!..

Bölgede acınacak durum sürerken, kira yardımlarının kesilmesi bir yana; düşünülmesi bile günahtır.

Sosyal devlet olmak iddiası kolay değildir. Depremin üzerinden, beş ay geçmesine rağmen ''kargaşa'' halen bitmemiştir.

Şayet mevzuat yönünden bizim bilmediğimiz bir mani varsa, (ki zannetmiyoruz) o takdirde, vatandaşa günaşırı ek vergiler ve zamlar yükleyen "hükümet ve TBMM" gerekli yasal düzenlemeleri vakit geçirmeksizin yapmak zorundadır.

''Kira'' yardımı yapılamıyorsa, ''gıda'' yardımı yapılmalıdır. Bunca fon ve yardıma rağmen insanlarımızı çaresizliğe terkedemeyiz!..

Devletin verdiği sözlerin yerine getirilmesi namus borcudur. Felâkete maruz kalan bu insanların kendi başlarına terkedilmesi düşünülemez. Devlet tercihini vatandaştan yana yapmak zorundadır.

Ya bölgede faaliyetleri men edilen sivil toplum kuruluşlarına imkân verilecek; veya kriz masaları ve sorumlular görevlerini tam yapacaklardır.

Bu insanlara hiç olmazsa günde bir defa bile olsa, düzenli ''yemek'' dağıtımı yapılmalı, ''gıda'' yardımları da sürdürülmelidir.

Prefabrike konutlara geçilmiş olsa bile, binlerce işsiz güçsüz aile geçimlerini nereden sağlayacaktır?

İşyerleri ve fabrikalar yıkılmış birçok müessese yara almıştır. Üretimini durduran işyerlerinin zaten mevcut kayıplarının üzerine bir de personel masraflarının yüklenilmesi insaf ölçülerine sığmamaktadır.

Acısı ve etkisi giderek hafiflemiş olsa da, dün "asrın felâketi" dediğimiz bu depremin mağdurlarını, bugün kendi hallerine terketmek yazıktır.

Adı ister ''kira'', ister ''gıda'' isterse ''hibe'' olsun bölgedeki ailelere asgari ücretten az olmayacak bir ödeme şarttır!.

Bizden hatırlatması!..