Anayasa Mahkemesi (eski) Başkanı Ahmet Necdet Sezer''in Cumhurbaşkanlığı adaylığı kesinleşti. Tabii böyle bir siyasi faaliyetin içine düşen bir bürokrat için "istifa" şarttır. Sözün gelişi "istifa" diyoruz. "emekli"lik de aynı fonksiyonu ifâ edebilir. "Beşibiryerde" fotoğraflar çektirerek basın açıklamaları yapan çok değerli parti liderlerimiz için, devlet memurluğu çok basit bir detay görünümündedir. Ancak devlet memurları kanununa ve teamüle göre, memurlara getirilmiş siyasi yasaklar vardır. "Anayasa''yı bir defa ihlalle birşey olmaz!" diyen siyasilerimize rahmet okutacak bir davranış!.. Bu defa; "Anayasa Mahkemesi Başkanı''nın bir defa aday olması ile dünya yıkılmaz!" diyenler var. Her neyse, hayırlısıyla cumhura bir "baş" seçelim de, bu iş tatlıya bağlansın. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürpriz bir gelişme sonucu ortaya çıkmadı. Demirel''in görev süresinin ne zaman biteceği yedi sene önceden belliydi. Yedi sene boyunca yan gelip yatan siyasilerimiz; "yumurta kapıya gelince" vaveylâyı kopardılar. Önce "7+3" sonra da "5+5"le ortalığı velveleye verip, "gizli" olan oylamayı "aleniye" çevirdiler. Sonra da hiç birşey olmamış gibi; bir devlet memurunu "atar"casına cumhura "baş" seçmeye koyuldular. Günlerce evine kapanıp kalan Başbakan''ın adaylar hakkındaki düşüncelerini biliyorsunuz. Namuslu, dürüst, şaibesiz, dış politikaya yatkın, dil bilen vs. vs. özelliklere sahip bir "Anka Kuşu" tarifi verildi. Mecliste çeşitli kimseler pompalanarak, sun''î talepler ve tâlipler oluşturuldu. Daha sonra da parti grupları ve yetkili organlar "yok" sayılarak, sadece parti liderlerinin mutabakatı ile Ahmet Necdet Sezer adaylığa tayin edildi.
Bütün bu olanlardan sonra parlamenterlerin tek tek ve parlamentonun bir bütün olarak "nefs-i müdafaa" hakkı doğmuştur. Milli iradenin bu ölçüde kayıtsızca ihlâl edildiği dönemler çok değildir. Zaten ANAP milletvekili Yücel Seçkiner ve "MHP" milletvekili Sadi Somuncuoğlu''nun adaylıkları olanlara karşı duyulan huzursuzluktan kaynaklanmıştır. Ancak ve ne yazıktır ki, hür iradeye ipotek konulmasına karşı çıkan Somuncuoğlu''na yapılanlar, normal karşılanmıştır. Milletvekilleri düşünce ve inançlarını açıkça belirtemez, hak ve yetkilerini korkusuzca kullanamazsa; biz buna demokratik parlamenter rejim diyemeyiz!.. Şimdi mevcut onbir adaydan bir tanesi onuncu Cumhurbaşkanımız olacak. 1982 Anayasası''nın gerekçeli hükümlerine göz atıldığında kanun koyucu neler düşünmüş, bizler nelerle uğraşıyoruz!.. Her şeyi ile dört/dörtlük olan Cumhurbaşkanlığı ve seçimini çok büyük bir maharetle "zenci saçına" dönüştürdük. Şimdi çıkış arıyoruz! Yahu işleri oluruna bırakıp, müdahale etmemiş olsaydık mesele çoktaaan çözülmüş olacaktı... Haydi hayırlısı.

