Kaydet
a- | +A

Onbeş yılı aşkın bir süreden beri uygulanmakta olan "YÖK" kanunu sayısız değişikliklere uğradı. Genellikle başkanların kulisleri ile gerçekleşen bu değişiklikler "YÖK Kanunu"nun ana esprisini silip süpürdü... Hele başkanların başlarına buyruk yönetimleri bu değişikliklerle birleştiğinde; "deve" mi, "kuş" mu olduğu anlaşılamayan bir mahluka dönüştü.

Şimdi pirincin taşını ayıklamaya çalışıyoruz. Samsun''da koca koca adamlar, kara cübbeli memurlar gösteri yapmışlar. Sebep? Cumhurbaşkanı''nın yetkisini kullanması. Evlâtlarımıza istikbal verecek olan bu kara cübbeliler maalesef YÖK Başkanı ile Cumhurbaşkanı''nı bile ayırdedemiyorlar.

YÖK Başkanlığı mali ve idari hizmetleri planlarken rektör seçimlerinin sadece oy tasniflerine ve usullerine uygun olarak Çankaya''ya gönderilmesine bakar.

Rektörleri atama yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanı''na verilmiş bir yetkidir.

YÖK Başkanı sıralamayı değiştiremez ve isimler hakkında fikir beyan edemez. Ancak Cumhurbaşkanlığı''na gönderilen listelerden yapılacak seçim "oy"a bağlı değildir. Daha açık bir ifade ile üniversitelerin seçimle ortaya çıkan adayları YÖK Başkanlığında aldıkları oylara göre tasnif ve işlem görürler.

"Köşk"e çıkan adayların oylarına bakılmaksızın her birinin eşit ve tek tek ele alınması kadar tabii ne olabilir? YÖK safhasındaki oylama ve değerlendirme adayların "Köşk"e çıkabilme hakkı ve gerekçesidir. Alınan oylara göre atama yapılacak olursa, o takdirde Cumhurbaşkanlığı makam ve yetkilerine gerek kalmaz.

İşin diğer bir yanı da "İlmiye" sınıfının sokağa dökülerek kötü örnek olmalarıdır. Herhangi bir tasarruf ve eylemden rahatsız olan, zarar gören veya bu eylemi beğenmeyen kimseler olabilir. Fakat bunun müracaat yeri ve şekli belli olup "sokak" değildir. Gürüz''le birlikte "YÖK"ün büyük bir çöküşe girdiği bilinmekteydi. Ancak çöküşün ölçülerinin sokağa kadar taştığı bilinmiyordu.

Her işte bir hayır var derler ya!.. Bu olay da çok hayırlı oldu... Dün edebiyle okumak isteyen başı örtülü genç kızları ite kaka polisin önüne atanlar, bugün polisle didişmenin ne olduğunu öğrenmiş oldular.

Hani derler ya "Kimsenin ahı kimsede kalmaz!" diye, aynen öyle oldu. Tabi bu olay Samsun''da oldu ama olay; Samsunlular''a mal edilmemelidir. Hadise eğitim öğretimle de ilgili değildir.

Mesele "rant" paylaşımında düğümlenmektedir.