Kaydet
a- | +A

Öncelikler, ihtiyaçlar ve düşüncelere göre belirlenirler. Bir şeker hastasına tatlı ikram etmek ne ölçüde faydasız ise; karnı aç olana da "rejim"den bahsetmek o derece sakîldir. Türkiye''deki "öncelik"ler ne hikmetse ihtiyaçlardan değil, ideolojilerden hareketle belirlenmektedir. Hâl böyle olunca da tesbit edilen önceliklerde mutabakat mümkün olamamaktadır.

Dikkat edilirse işlerimiz gibi terminolojimizde de bir değişim sözkonusudur. Literatürdeki bilimsel tabir ve tarifler yerine ikame edilmek istenen resmi söylemler, maalesef kargaşa sebebi olmaktadır.

Örnek olması bakımından eğitim sözcüğünü ele alalım:

Bizde eğitim ve eğitmek; talim ve terbiye ile eşdeğer kullanılmaktadır. Biraz daha açık bir ifade ile bu sözcüğün içinde "bükmek, eğmek ve şekillendirmek" düşüncesi saklıdır.

Aynı söz Yunanca''da çok ayrı bir mana ifade etmekte; eğitimde "te''dip" ve "cezalandırma" ağırlıklı bir mana ve anlayış ağırlık kazanmaktadır.

Rusça''da ise eğitmek tabiri içinde; "beslemek, büyütmek ve fizyolojik manada bazı katkılar" sağlamak sözkonusudur.

Buna benzer bir durum sıkça kullanılan "tehdit" sözcüğü için de geçerlidir. Biz "tehdit" sözcüğünden; fiziki zarar algıladığımız için, genelde sözcükte saklı olan "problem" yönünü hep ihmal ederiz. Kaldı ki "tehdit" sözcüğü tamamen askeri bir tabir olarak beraberinde "şiddet"i de getirmektedir.

Şu anda ülkemizde uygulanan ekonomik politikalar açısından; enflasyon, işsizlik, hayat pahalılığı, fukaralık gibi olumsuzlukları "tehdit" sözcüğü ile izaha çalışmak yanıltıcı olmaktadır.

Bunun gibi sosyo-kültürel ihtiyaç ve eksiklikleri izah ederken seçtiğimiz sözcükler "gerçek"leri değil; "gerçek dışı" düşünceleri "hayaller"i çağrıştırmaktadır.

Politik ve ekonomik istikrarsızlığı "tehdit" sözcüğü altında incelemeye kalkarsak; o takdirde alınması gereken tedbirler manevi olmaktan çok; fizikî, maddî ve güç gerektiren tedbirler olacaktır.

Koalisyon hükümeti ile ilgili "POLAR" araştırması ulaştı bizlere... Bütün araştırmalar için sözkonusu olan "güvenir"lik ve "geçerli"lik kriterleri saklı kalmak şartıyla; öncelikli meselelerimizin "tehdit" boyutlarında ele alınmasının sakıncaları çıplak gözle bile görülmektedir.

"Medya"nın taraflı yayınlarına ve araştırmaların tüm zaaflarına rağmen "tehdit" sıralamalarının zannedildiği gibi ve söylendiği ölçülerde olmadığı görülmektedir.

Açıkça söylemek gerekirse herkesin şişirdiği irtica konusu bile tehdit olarak trafik belasının çok gerilerindedir. Diğer bir ifade ile objektif kriterlerle göreve gelen; kanunlarda yönetmeliklerde ve teamüldeki görevlerini bihakkın îfa eden bir yöneticinin eşi türbanlı ise bu bir "tehdit" unsuru olabilmekte; ancak eşi bunun aksi bir durumu sergileyen yönetici ise "tasvip" görebilmektedir.

Demek ki konuları ve insanları dar ve katı kalıplarda tasnif etmek her zaman sağlıklı sonuçlar vermemekte, verememektedir.

Tesbitler sağlıklı olmadığı takdirde tedbirlerin sonuçları tartışılmaya değer mi, bilemiyoruz!