Kaydet
a- | +A

Asrın zirvesi büyük bir başarı ile sonuçlanmış, Türkiye bu organizasyondan yüzakı ile çıkmıştır.

Hatalar olmadı mı? Vardır ve olacaktır da. Ancak bütün olumsuz şartlara rağmen, bu tarihi etkinlik hedefine varmıştır.

Başta sabır ve metanet timsali milletimizi ve emeği geçenleri kutluyoruz.

Kim ne dersi desin organizasyon ''Clinton-Demirel'' showu ile başlamış ve bitmiştir.

Asrın son zirvesi ''AGİT''ten her ülke ve toplumun beklentileri farklıydı. Bütün bu farklılıklara rağmen ortaya çıkan netice büyük bir çoğunluğu mutlu etmiştir.

Toplantıya ev sahipliği yapan Türkiye''nin avantajları ve toplantının duayeni Demirel''in büyük ağırlığı vardı.

İç politikadaki çizgisi her zaman tartışılan ve tartışılacak olan Demirel; belki de ''jübile''si sayılabilecek bu zirvede, tartışmasız başarısı ile yüzümüzü güldürmüştür.

Başta ''Bakü Ceyhan'' projesi olmak üzere birçok konuda Türk-Amerikan tezlerinin çakışması, bizim açımızdan ayrı bir avantaj olmuştur.

Türkiye''nin ''hayat suyu'' olacak olan bu projenin gerçekleştirilmesi milli bir hedef olarak ele alınmalıdır.

Zirve''ye adını yazdıran ikinci konu ''Çeçenistan''dı. Buradada bazı politikacılarımızın şahsi fikirleri hilâfına; ''Çeçenistan''ın Rusya''nın "iç meselesi" olmadığı, olamayacağı büyük bir açıklıkla dile getirildi.

Kafkaslar''daki Slav Ortodoks zulmüne açık ve kesin ifadelerle karşı çıkan Başkan Clinton; tartışmasız dünyanın ve zirvenin lideri olduğunu göstermiştir.

Türkiye''nin ''AGİT''ten; dış politik beklentilerinin büyük oranda gerçekleştiğini belirtmek, bir iyimserlik değil; aksine görünen bir neticedir.

İç politik beklentiler konusundaki tutum zaman içerisinde daha da iyi belirecektir. Özellikle Cumhurbaşkanı Demirel''in insan hakları konusundaki beyanları yüreklere su serpmiştir.

Bu arada sivil toplum kuruluş liderlerinin ABD Başkanı Clinton ile görüşmeleri de önem taşımaktadır.

''Devlet''le ''millet'' görüşmelerinin çakıştığı konularda Batı''nın gerçek desteğinin sağlanacağı çok açıktır.

Sivil toplum kuruluşlarının gayrı resmi görüşmeleri en az ikili resmi görüşmeler kadar önemlidir. Umarız ''resmi'' ve ''sivil'' fikirlerde arzulanan mutabakat sağlanabilir.

Bu ''zirve'' bize çok şey kazandırdı. Ancak açıkça ifade etmek gerekirse katılanlar da Türkiye ve Türk kültürü hakkında çok şey kazandılar.

Özellikle Osmanlı dönemine ve kültürüne yönelik övgülere kulak verilmelidir. Bizi özgün kılan da bu iki kültürün kaynaşması ve İslâmi kimliğin muhafazasıdır.

''Asrın Zirvesi'', gelecek günlerdeki problemlerin çözümünün ''güç''ten değil, ''diyalog''tan geçtiğini özellikle vurgulamıştır.

Gelecek günlerin ülke ve milletimize, komşularımız ve bütün dünyaya hayırlar getirmesini diliyoruz!..