Kaydet
a- | +A

Ahlâksız ve tutarsız Öcveren ile igili yazılar yazmamaya çalışıyorum. Bunun birinci sebebi tiksinti ise, ikinci sebebi de; bu işin çalakalem değerlendirmelerle bir sonuca ulaştırılamayacağına olan inancımızdır!..

Türkiye gibi tarih boyu bölgede ve dünyada kaale alınan güçlü bir devleti, onbeş yıl meşgul eden PKK ve Öcveren hadisesi, hamasi sözcükler, tavizler ve uzlaşmalarla tatlı sona vardırılamaz!..

Bu konuda uzun yıllar çalışmış olan konu alanı uzmanları ve psikiyatristler dışındaki değerlendirmeleri kayd-ı ihtiyatla karşılamak gerekir. Hele Öcveren gibi, acımasız terörü bir silâh olarak kullanan profesynel biriyle ilgili değerlendirme yapmak için vakit çok ama çok erken.

Önce özür meselesine gelelim. Bütün dinlerde, bütün inançlarda ve bütün toplumlarda adi bir suç niteliğindeki "cinayet" hiçbir şekilde siyasi bir nitelikle ilişkilendirilemez.

PKK, Öcveren ve sapık Şemdin gibi ruh hastalarının silâhlı mücadele içerisinde yer alması mümkün olmayan ve bölge insanına uyguladıkları haksız bir fiil mevcuttur. Kadın, çocuk ve yaşlı sivilleri hedef alan cinayetlerin özrü olmaz!.. Ve olmamalıdır da!.. Özür, kabahatler, taksirli suçlar veya meslek icrasında ortaya çıkabilecek hususlar için vardır ve bazen geçerli olabilir.

Ancak silâhlı, şuurlu ve maksatlı olarak işlenen organize cinayetlerin değil; basit sonuçlu kanun ihlâllerinin bile özür dışında tutulması gereği, hukukun temel meseleleri arasında yer alır. Halen sürdürülmekte olan İmralı yargılaması sadece günahsız sivillere yönelik terörü yargılamaktadır. Asıl ve gerçek yargının olağanüstü hal, sıkıyönetim ve askeri bölgeleri kapsayan saldırı ve isyanların; ayrıca askeri mahkemelerce yargılanması gereklidir. Bu tür bir askeri yargılama süreci başlatılmadığı takdirde, şehit aileleri rencide edileceği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri de itibar, güç ve moral kaybına uğrayacaktır.

Şu anda sivil, askeri ve adi suçların bir tek mahkemede yargılanması meri kanunlar açısından uygun değildir. Askeri şahıslar, askeri tesisler ve askeri birlikleri hedef alan ayaklanmaların sivil mahkemelerde karara bağlanması mümkün değildir. Bu yanlışlıktan en kısa zamanda dönülmeli ve askeri yargı devreye sokulmalıdır.

Efendim, "Batı ne der?" düşüncesi de bir tarafa bırakılmalıdır. Yunanistan ve İtalya ağırlıklı destek, bütün Batı için geçerlidir. Bu bakımdan ABD dışındaki Batılılar zaten onbeş yıldır taraf olmuşlar, PKK, Öcveren ve terörü desteklemişlerdir.

Öcveren''in dün başlattığı ve dozunu artırarak sürdüreceği yalan bilgi ve belge operasyonuna da dikkat çekmek isteriz. Hadise zannedildiği kadar sığ ve basit değildir. Öcveren açıklamaları ile Türkiye''nin iç ve dış dengelerini sarsmayı hedef almıştır! Daha açık bir ifade ile, Öcveren ve sapık Şemdin; silâhla, terörle, adam öldürmekle veremedikleri zararı ifadeleri ile vereceklerdir.

Hiçbir esasa, belgeye ve gerçeğe dayanmayan layüsel (sorumsuz) beyanlarla, dedikodu ve şayia ile Türk devletine zarar verecek bir strateji izlenmektedir. Umarız iddia makamı ve mahkeme heyeti bu komploya fırsat tanımaz ve ön alır. Aksi halde olay kontrolden çıkarak tam bir suçlama kampanyasına dönüşecektir.

Yabancı ve yerli basın ile savunma el ele verdiğinde, duruşmaların; bölücülük propagandalarına dönüşeceği açıktır. Daha şimdiden tehdit ve şantaj kokan maksatlı ifadeler mevcuttur.

Timsahın gözyaşlarına aldanılmamalı, bu kan yerde kalmamalıdır!

NOT: Yerimizin darlığı sebebiyle köşe komşumuz değerli Profesör Mim Kemâl Öke''nin dünkü yazısına temas edemedik. Fırsat bulursak hocamızın ters yorumlarına, yorum getirmeye çalışacağız. V.G.