Kaydet
a- | +A

Cam kafes içerisindeki Öcveren''in söz ve davranışları açık bir tükenmişlik sergiliyor... Bu sadece lider kadroların değil, PKK''nın da tükenişidir.

PKK artık marjinal profesyonel bir terör örgütüdür. Evet tam manası ile bitti denilemese de, tesiri ve inandırıcılığı kaybolmuştur.

Kirli işler ve oyunlar içerisindeki PKK hiçbir zaman kurtuluş hareketi gibi görülmedi. Özellikle bölge halkına karşı uyguladığı acımasız terör sebebiyle hep nefret doğurdu. Kaçınılmaz son daha işin başında belliydi. Ancak çeşitli mihrakların tahrik ve destekleri ile bu son geciktirilmiş oldu.

PKK''nın beyin takımının beyinsizliği her geçen gün daha iyi anlaşılmakta, örgüt bir balon gibi sönmektedir. Şimdi PKK''nın yerini alacak olan fraksiyonlar, bir milyar dolara ulaştığı tahmin edilen kirli paranın peşine düşeceklerdir.

PKK, kirli para kazanma ve paylaşma alanında hayli mesafe almıştır. Sadece tehdit ve şantaj değil, ayrıca uyuşturucu ve silah ticareti de sözkonusudur. Yıllardır süren kirli para kaynaklarının tesis edilmesi, kısa sürede normale dönüşü güçleştirecektir. Özellikle HADEP ve bazı "Bağımsız Adaylar"a yapılan kirli para yardımları mevcuttur.

Kolay ve kirli paraya alışan kadroların bir anda tasfiyesi düşünülemez. Hele para kaynaklarını elinde tutanların pişmanlık ve af bekledikleri hiç düşünülmemelidir.

Buradaki hedef beyinsiz beyinler ve uslanmaz liderler değildir. Asıl hedef kandırılarak dağa kaldırılan saf ve garip gençler olmalıdır.

Pişmanlık insani bir duygu olarak takdire şayan bir davranıştır. Hele örgüt etkinliğinin kırıldığı bu dönemde pişman olmak çok daha kolay ve mümkündür.

Burada aklımıza takılan husus, otuz bin kişiden arta kalan bağrı yanık analar, babalar, eşler ve çocuklardır. Bu acılı insanları tatmin ve ikna etmenin yolları aranmalıdır.

Devlet müşfik ve anlayışlı olmalıdır. Bu doğru. Ancak şefkatin sadece belli bir kesime gösterilip, günahsız insanlardan esirgenmesi de huzursuzluk kaynağı olacaktır.

İzinsiz toplantı ve gösteri yaptıkları gerekçesiyle tutuklanıp, idamla yargılanan kitlelere acımasız; dağda terör estirenlere şefkatli olmak ne ölçüde sosyal barış sağlayabilir? Yine benzer şekilde subuta erdiği tartışmalı eylemler sebebiyle kapatılan siyasi partiler dururken, terör örgütü PKK''dan mali ve maddi yardım aldığı ortaya çıkan HADEP''e hiçbir yaptırım uygulanmaması ne ölçüde âdildir? Bilemiyoruz.

Şiir okuduğu veya röportaj yaptığı için cezaevine konulanların bulunduğu bir toplumda, dağda terör estirenlere şefkat dağıtmak inandırıcı olabilecek midir? Bunca sosyal ve siyasi çalkantı içerisindeki bir toplumda; hak ve adalet ölçüleri içerisinde dengeleri muhafaza edebilmek gerçekten çok güçtür.

Türkiye İmralı yargılaması ile bir yol ayrımına gelmiştir. Ya gerçekten toplumun bütün katmanlarını içine alacak bir rehabilitasyon programı uygulanacak, veya yine palyatif tedbirlerle günü kurtarmaya çalışacaktır.

Şiddetin bir çözüm olmadığı açıkça anlaşılmıştır. Dahası; şiddetin nefret ve düşmanlık ortamı doğurduğu açıkça görülmüştür. O halde şiddeti gündemden kaldıracak tedbirlerin uygulamaya konulma zamanı gelmiştir. Eski kafa saplantılar, tek tip düşünme zorunluluğu, mevcutları inkâr ve insanlara baskılarla huzur bulmak hayaldir.

Haksız ve suçlu olanı cezalandırmak kadar, pişman olanı da affetmek devletin şanındandır. Bütün mesele âdil olmak ve ölçüleri objektif bir şekilde ortaya koyabilmektir. Korkmayın! Farklı fikirler ve değişik düşüncelerden devlete, millete ve rejime zarar gelmez!..

Asıl zarar sübjektif suçlamalar ve haksız güç, şiddet ve baskılardan kaynaklanmaktadır.