Reform ve dayatmanın eşanlamlı olduğu ülkemizde, reformlara karşı direnci anlamak zorundayız.
Değerli dostumuz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan''ın şahsımıza gönderdiği taslağı bu yüzden kayd-ı ihtiyatla inceledik.
Doktora tezini aratmayacak bir dikkat ve titizlikle hazırlanan takdim metin ve tasarı gerçekten tebriğe şâyân...
1980 şokundan sonra İnanoğlu ile müzik ve video piyasasında çalışmaya başlayan Okuyan ile tanışıklığımız o günlere rastlar. En kritik dönemlerde bile "vatan, millet ve hizmet" sevdalısı olduğuna şahsen şahit olduğumuz Okuyan''a karşı da sempati duyarız.
Bugün içerisinde yer aldığı siyasi oluşumun ve üyesi olduğu elliyedinci hükümetin kendisini ne ölçüde temsil ettiğini sormayacağız. Ancak bu tür bir çalışma ile, açıkçası "reform" iddiaları ile çıkışını hayli yadırgadık.
İşin gerçeği, bizler bugüne kadar çok, ama çook reformlar gördük. Yine biz; çok, ama çook kemerler sıktık. Ancak cumhuriyetin yetmişbeşinci yılında bile "IMF"ye mahkûm olmaktan kurtulamadık.
Hele Halk Partisi ve Milli Şef dönemini yaşamış olan bizden önceki kuşağı hatırladıkça "burnumuzun direği sızlar..." Onların fedâkarlıkları bizimle kıyas bile edilemez.
Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik. Bir de baktık arpa boyu yol gittik.
Türkiye yetmişbeş yıl sonra, elli yedinci hükümet döneminde devalüasyon ve konsolidasyon kıskacı arasına sıkışmış, inlemektedir.
Ellibeşinci hükümet döneminde "IMF"nin yakasından tutup, onu yere çalan Anavatanlı pehlivanlardan şimdi ses seda çıkmaz oldu...
Yine aynı dönemde "asrın reformu" olarak ilan edilen, soluksuz eğitim uygulamalarının makasdarı Uluğbay şimdi "IMF" önünde...
Bir de "vergi reformu" hazırlayarak sermayeyi darmadağın eden Temizel''imiz vardı. Şimdilerde pişmanlık yasası hazırlıkları ile mahmul.
Bize "reform" olarak takdim edilenlerin bir kısa özetini verdik. Belli mahfillere şirin görünme sevdasıyla verilen kavgaların sonuçları ortada...
Okumuş da olsa Bakanımız Yaşar Bey''in sosyal güvenlik reformunu kayd-ı ihtiyatla karşılamakta haksız sayılmayız.
Önce bu "reform (!)" Türkiye için bunca gerekli iken, ellibeşinci hükümet döneminde neredeydiniz? Kaldı ki uzun bir seçim döneminde bir defa bile bahsetmediğiniz "62 yaş" sınırı nereden çıktı?
Bu reform gerçekten sizlerin samimi bir talebi midir, yoksa kapımıza dayanan "IMF"nin tavsiyesi mi?
Seçim dönemlerinde bütün çevrelere mavi boncuk dağıtanlar, seçim sonrasında (ne hikmetse) reformist kesiliyorlar.
Biz bu filmleri çok önceden seyrettik... Rahmetli Özal döneminde belli bir sisteme oturtulan sosyal güvenlik, daha sonra popülist düşüncelerle kevgire çevrildi.
Şimdi "IMF" ile yapılması muhal bir antlaşma için bunca işçiyi zora sokmak adalet midir?
Türkiye şartlarında çalışıp altmışını devirebilen kaç talihli işçi tanıyorsunuz? Eğri oturup, doğru konuşalım. Sadece çalışma yaşını yükseltmekle reform yapılmaz!..
Çalışma şartları, yani iş iklimini düzeltmeden, işsizlik sigortası tesis edilmeden, kayıt dışı işçi çalıştırma problemleri halledilmeden; belki düzenleme olur, ancak reform olmaz!
Bu arada SSK''nın kaynaklarının uygun kullanımı bile başlı başına ele alınıp çözümlenmesi gereken devasa bir problemdir.
Bu tasarıyı yaş sınırları haricinde desteklesek bile sadece bir düzenleme olarak ele almaya çalışacağız. Çünkü sadece bizim değil, bütün vatandaşlarımızın yeni reformlara karnı toktur sanırız.

