Kaydet
a- | +A

Giderek globalleşen dünyada ayakta kalmak çok güç... Hele altyapı ve gelişme trendini tamamlayamamış ülke ve toplumların hali yürek yakıyor... Türkiye açısından durum vahim olmasa da kritik. Hatta bu kritik dönemde yapılması gerekenler yapılamazsa önümüz kararır. İdealleri, hedefleri ve beklentileri olan ülkeler bu globalleşme furyasında yeni yeni tavizler vererek ayakta kalmaya çalışıyorlar. İşin en önemli boyutu ''ekonomi''. Ekonomisi yeterince gelişmemiş ve maddi güç unsurlarını heder etmiş olan toplumlar, ''sakalı kaptırmış'' demektir. Örnek "IMF" ve ülkemiz arasındaki ilişkiler olabilir. Daha düne kadar ''IMF''ye ihtiyacımız yok! Biz, bize yeteriz diyerek mangalda kül bırakmayanlar, şimdi çaresiz durumda... Türkiye ''IMF''ye sakalı kaptırmış ve sonunu kendi inisiyatifi ile tayin edemeyeceği bir mecraya girmiştir. ''IMF''nin her sefer vadettiği fakat her nedense bir türlü gerçekleşmeyen yardımları piyasaları kilitlemiş bulunuyor. Bütçe gelirleri ve harcamalar arasındaki muazzam açıklar ekonomimizi kökünden sallamaktadır. Dikkat edilirse kaynak temininde yine ilk akla gelen ''vatandaş'' olmuştur. Adı duyulmamış, uygulamasına rastlanmamış yeni yeni vergiler, nefes kesiyor. İş bununla kalsa yine iyi... Birbirini takip eden zamlar ve kaçınılmaz sonuç yokluklar sabit ve dargelirliler için kâbus haline gelmiştir. Dışa bağımlılık sebebiyle enerji sektöründeki tekleme sanayi dünyamızı tehdit etmekle kalmıyor, sosyal hayatımızı da felç ediyor. Hele ileri batılı ülkeleri taklit hastalığımızdan kaynaklanan sıkıntılar had safhada. Milli geliri ve gelir dağılımı az çok ortada olan Türkiye; sosyo-ekonomik kararlarda bu ölçüde reaksiyoner olamaz, olmamalıdır. Efendim, Avrupa''da KDV oranları % 20''lere çıkmış, biz bu kervandan ayrı kalamayız deniyor. Ancak bakınız Batıdaki asgari ücret nedir? İşsizlik oranları ve işsizlik sigortalarındaki mukayese yapılmakta mıdır? Zannetmiyoruz! Reflekslerle alınmış olan tedbir ve kararların ülkemize milletimize hiçbir faydası olmaz. % 17''ye çıkartılan KDV oranları bakalım ekonomiyi nasıl etkileyecektir? Çok kimse fiş ve fatura almadan % 17''lik bir pazarlık marjından istifade cihetine gidecektir. KDV oranlarının artışına paralel bir vergi artışının sağlanamadığını hepimiz biliyoruz. O halde böyle bir ''gedik'' açmanın ekonomimize ne faydası var? Dedik ya sakalı kaptırdık bir defa... Artık ''IMF''nin sözünden çıkmak, direktiflerinden sapmak mümkün değildir. Türkiye''yi zor bir kış değil, zor bir dönem bekliyor. Kara deliklerini kapatmayı başaramayan bir ekonominin gelecek vadetmesi güçtür. Artık kemerlerimizi son deliğe kadar sıktılar. Bari nefes almamızı önlemeseler diyoruz. Nefes almak da ''zam''#rra "dur!" demekle mümkün olacaktır. Koalisyon hükûmetlerinin kaçınılmaz sonu budur. Üç partinin de sorumluluktan kaçtığı, müsebbibi meçhul zamlar ve vergiler sürüp gidecektir. Topu birbirine atarak, riski ortaklara bölerek tabiri caizse "Ekonomik faili meçhuller" dediğimiz vergiler ve zamlar devam edecektir. Ne diyelim! Mevlâ sabırlar vere... NOT: Gazetemizdeki mündericat çokluğu sebebiyle dünkü yazımız yayınlanamamıştır. Okuyucularımızdan özür dileriz.

Dr. V.G.