Türkiye-ABD görüşmelerinin yankıları uzun süre devam edeceği gibi etkileri de önümüzdeki yüzyılı kapsayacaktır.
ABD''nin millenium tedbirleri, dikkatli araştırmaların sonucunda ortaya konmuş rafine görüşlerdir. Öyle ki son aylarda yaşanan birçok hadiseye de açıklık getirmiştir.
Eski dünyanın üç cazibe merkezinde etkili olmak istekleri yeni değildir. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu dünya güç merkezlerinin gözbebeğidir.
İsrail''in açık patronajında Türkiye ve Mısır''ın da desteklediği yeni bir döneme girilmektedir. Bu dönem maddi ve manevi ögelere yer verilen çağdaş bir girişim olacaktır.
AB''nin kaprislerinden bıkan Türkiye için yeni bir dönem başlatılmaktadır. Buna göre Türkiye-İsrail ilişkileri Ortadoğu''nun geleceğini belirleyecektir.
Belki de Ecevit''in sürç-ü lisan gibi görünen Türkiye-İsral ilişkileri tabiri, bir şuuraltı yansımasıydı...
Clinton, kurmaylarının çok dikkatli bir biçimde hazırladığı plânı, aynı ustalık ve dikkatle Ecevit''e aktarmıştır. Satırbaşı olarak isimlendirilebilecek olan bu görüşe göre; ''GAP'' serbest yatırım bölgesi olarak bundan böyle İsrail''e hizmet verecektir.
Milât demeye dilimiz varmadığından, bu kararı ''satırbaşı'' olarak tanımlıyoruz. Ancak bu karara gerekli ve yeterli önem verilmelidir.
''İsrail; Yahudiye dar geliyor.'' Su toprak ve kaynaklar itibarıyla çok kısıtlı olan İsrail''in hudutlarını Nil''den-Fırat''a kadar genişletme isteği yeni değildir. Ayrıca bu istek sadece maddi ihtiyaçların tatminine yönelik de değildir. İçinde gizli semitik emellerin de saklı olduğu bu istek Türk-ABD görüşmelerinin omurgasını teşkil etmektedir.
İşin açıkçası, Türk-ABD görüşmeleri gerçekten de Ecevit''in dediği gibi Türkiye-İsrail görüşmelerine dönüşmüş ve Ortadoğu mihverli olmuştur.
Zaten daha önce imzalanmış olan antlaşmalarla, İsrail''e dar gelen ''Hava Sahası''na Türkiye semaları açılmıştı. İsrail hava kuvvetlerinin taktik eğitimlerine tahsis edilen Konya-Karapınar''a ilave olarak, bu defa ''GAP'' bölgesinde de İsrail''e imkanlar sağlanması kararlaştırılmıştır.
Güneydoğu''da İsrail ile ortaklaşa kurulacak olan ''Serbest Yatırım Bölgesi'' üreteceği mal ve hizmetleri, İsrail, Türkiye ve ABD''de gümrüksüz olarak pazarlayabilecektir.
Sonbaharda bölgeye çıkarma yapacak olan ABD''li işadamlarının büyük çoğunluğunun Yahudi asıllı olacağını şimdiden belirtmek kehanet sayılmamalıdır.
Bu karar; ''PKK''dan-''Öcveren''e, Suriye''den-''Kıbrıs''a kadar bütün gelişmelere açıklık kazandıran bir karar olmuştur.
Dünya ''menfaat dünya''sı olduğuna göre bu kararın tartışılmasında yarar yoktur. Artık; uygulamada ne gibi kazanımlar sağlanabilir?! diye gayret gösterilmelidir. Daha 1985''lerde, GAP bölgesinde yabancıların mülk (toprak) edinmesi sırasında uyanmamız gerekirken, biz biraz geç uyandık. Geç olsun da, güç olmasın diyerek gelecekteki sürprizlere hazırlıklı olmalıyız.

