Kaydet
a- | +A

Tito''nun ölümünü izleyen bölünmelerin başlattığı vahşet on yıldır devam ediyor. Önce Bosna-Hersek ve sonra da Kosova''da yaşanan soykırım daha bitmedi...

Evet sırada Sancak ve Karadağ bekliyor. Bugüne kadar "NATO Harekâtı"nı tenkid ederek, yetersiz bulanlar şimdi yanıldıklarını anlıyorlar.

ABD öncülüğünde "NATO"nun başlattığı hava harekâtı sadece Kosova''daki sivrisinekleri değil, Balkanlar''daki "Bataklığı" kurutmayı amaçlıyordu...

Sadece Kosova ile sınırlı tutulacak bir harekâtın Balkanlar''a sulh getiremeyeceği meydandadır. Çünkü burada problem olan değişik etnik gruplar değil, bizatihi Sırplardır.

Sırpların "Büyük Sırbistan" hayalleri yeni değildir. Sınırları bile tam belli olmayan bu hareketin, usulleri hep aynı kalmıştır. Öldürmekten başka birşey düşünmeyen Sırpların durdurulabilmesi ancak böyle mümkün olabilirdi.

Ordusunu, mücadele gücünü ve en önemlisi kaynaklarını kaybeden Sırbistan için tek tercih "uslu çocuk" olmaktır.

ABD ve özellikle Avrupa''nın Sırplara karşı özel bir düşmanlık beslediği söylenemez. Ancak Sırpların başına buyruk hareketlerinin de tasvip görmeyeceği daha başından belli olmuştu...

Sırp askerlerinin Kosova''yı terketmesi "NATO"nun ciddi bir başarısıdır. Şayet bu sağlanamamış olsaydı, sınırlı gücüne rağmen "UÇK" birliklerinin başlatacağı gerilla mücadelesi Avrupa''yı tedirgin etmeye yetecekti.

Şimdi Sırbistan kendi başının derdine düşmüştür. Bu harbin etkileri zaman içerisinde daha da artacak, Sırplar Batı''ya avuç açmak zorunda kalacaklardır.

Ruslar''ın asırlar boyu süren bölge hakimiyeti kaybolmuş, sadece bir dekor unsuru olarak Balkanlar''da sancak göstermesine müsaade edilmiştir.

Batıya avuç açmak ve hür dünya yardımlarına muhtaç olmak Ruslar''ı etkin rol oynamaktan alıkoymaktadır. Gönüllerde ve zihinlerde yaşayan "Hami Devlet" rolü, artık Ruslar için bir nostaljiden ileri geçemez.

Peki, bunca katliâm, bunca işkence ve toplu kıyımlardan sonra Sırplar''ın Kosova ve diğer Balkan ülkelerindeki birlikte yaşama şansı nedir? Bunu düşünmek bile gelecek endişeleri için yeterli bir sebeptir.

Hele Sırbistan, Arnavutluk ve Yunanistan''ın bölgeye sürekli müdahale edici politikaları da düşünülürse, Kosova''da istikrara ulaşmak hayli zaman alacaktır.

Avrupa''nın "Kaynayan kazan"ı durumundaki Balkanlar''ın istikrara kavuşması çok zordur. Hele Avrupa Birliği ile entegrasyonu için sadece zamana değil, paraya da ihtiyaç vardır. Görünen odur ki Avrupa, Kosova ve Sırbistan''ın yeniden inşaasına kaynak ayırmakta çok yavaş ve isteksiz davranmaktadır.

Bölgede insanca yaşamak için yeterli olacak asgarî geçim şartları temin edilmediği müddetçe "Mülteciler" sorununa çare bulunabilmesi mümkün görülmemektedir.

Bölgedeki durum, eskisine oranla şükredilecek bir seviyeye gelmiştir. Ancak huzur ve istikrarlı bir gelecek için daha çok mesafe vardır.

Türkiye savaş öncesi ve savaş esnasında elinden gelenin en iyisini yapmış, olumlu icraatı ile dost, düşman her kesimin takdirini kazanmıştır.

Bölgedeki askeri güce katkı yapılması hususundaki kamuoyu hassasiyetine hak vermemek mümkün değildir. Ancak zaman içerisinde bu konu da halledilecektir.

Balkanlar''da savaş bitmemiş, "ateşkes" ilân edilmiştir. "ateşkes" süresindeki çalışmalar savaşın bitip bitmediğini gösteren en önemli husus olacaktır.