Kaydet
a- | +A

Türkçe''nin uydurukça ile yer değiştirdiği son otuz yılı düşünüp hayıflanıyorum. Türkçe''deki bu başdöndürücü değişim yerine, asgari bir yabancı dilin daha belini kırabilirdik.

Uydurukçaya ayırdığımız zaman açısından bizim nesil çok sığ ve ifadesiz kaldı. Bir cümleyi doğru dürüst, eveleyip gevelemeden; özne, yüklem, tümleç sadeliğinde terennüm edeni göremeden gideceğiz.

Başlık yaptığımız hür veya serbest teşebbüs nedir, ne değildir? Bilebilene aşkolsun! Biz bir taraftan özelleşmeyi teşvik ederken, diğer taraftan sivil toplum kuruluşlarını baltalamayı marifet saydık.

Şimdi de serbest teşebbüsü; başıboşluk, lâkâyıtlık, sorumsuzluk olarak ele almaktayız. En basit iktisadi kuralları bile hiçe sayacak lâyüsel davranışlarla yönetmeye çalıştığımız ''Kit''ler can çekişiyor.

Efendim son günlerin gündem kuruluşu ''PETKİM''; özelleştirme arefesinde olmasına rağmen, bir türlü düzen tutmuyor.

Önce arpalık sayılan yönetim kurulu üyeliklerine atamalarla çalkalandı. Kendisini Ağrı Valiliği''nden beri tanıdığımız değerli bürokrat ve onurlu insan Kutlu Aktaş, kendisine sunulan arpa torbasını reddetti!..

Sonuç? Sonuç hiç değişmiyor. Çünkü problem şahıslarda değil, zihniyet ve sistemde...

Zihniyet ve sistem hür teşebbüsü ve tam rekabeti içine sindirebilmiş değil! Sebep? Tek kelimeyle ''rant ve çıkar'' ilişkileri.

İktidara sahip ve/veya ortak olan zihniyet sadece yönetim gücüne sahip olmakla yetinmiyor. İlâve fayda arıyor!.. Pastadan pay alma hakkının kendine ait olduğuna inanıyor!..

17 Ağustos depremi ile birlikte, Türkiye''de bazı aksaklıklar çok daha iyi görülür oldu. Bu aksaklıklardan biri ve önemlisi ''sigorta''cılık sektöründeki acınacak durumdur.

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen sadece okur-yazarlık oranları ve kişi başına düşen milli gelirleri değil, çok daha başka parametrelerdir.

''Sigorta'' bu parametrelerden biridir. İleri batılı ülkelerde okuma yazma oranları % 90''larda seyrettiği gibi, ''sigorta''lılık oranları da aynı seviyededir.

Türkiye için bu oran ifadeye değmeyecek kadar küçük oranlarda seyrettiği için acılar ve kayıplar çok daha derin ve çok daha kalıcı olmaktadır.

Kamu kuruluşlarında bütün mal ve hizmet alımları ihale kanunu esaslarınca belirlenir. İhaleler hizmet ve mal üreten bütün kuruluşlara ''açık'' olarak yapılır.

Bu gerekçe hem tam rekabetin gereği, hem de yasal sorumluluk olarak yetkilileri bağlamaktadır.

Hâl böyle olmasına ve kanun da böyle emretmesine rağmen ''PETKİM'' yönetim kurulu bir karar alarak kurum ''sigorta'' ihalelerine belli şirketleri davet etmeyi tercih ediyor.

Sektör kısıtlanması ve daraltma sebebiyle, tam bir kısa devre saadet zinciri oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Açık ve tam bir ''arz'' ile açık ve tam bir ''talep'' karşı karşıya gelmedikçe serbest teşebbüsün arzu ettiği ''fiyat'' (değer) oluşmaz!

Gerçek fiyatların oluşmadığı bir kapalı devre ''ihale''nin de; ''şaibe''li olacağını önceden belirtmek kehanet sayılmamalıdır.

''PETKİM''in daha önce sigorta hizmetini üç yıl boyunca en iyi şekilde veren sigorta şirketinin (ismini belirtmiyorum) Rüçhan hakları hiçe sayılarak ''ihale''ye davet etmemek, şu anda ''ihmal'' gibi görülse de; yakın zamanda ''sûiistimal" olarak gündeme gelecektir.

Yurtdışı plaseli reasürans bağlantıları ile hasar tesbit çalışmaları yapılarak ''PETKİM''e bir milyon dolar ön ödeme (Advanced Payment) gerçekleştiren bir firmayı ''yok'' sayamayız.

Sorumlu Bakan, Sn. Yüksel Yalova''yı konuya eğilmeye davet ediyoruz. Bu arada özelleştirme arefesinde bu tür bir ''şaibe''ye müsaade etmemesi dileği ile sn. Uygun Bayar''ı konudan haberdar ediyoruz.

"Teker kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur" derler. Biz ise "yol yakınken bu hatadan dönelim!" ve serbest piyasa ekonomisi gereklerini âdilane uygulayalım diyoruz.