Etrafımızda olup bitenlere yeterince ilgi ve dikkat sarfetmiyoruz. Günübirlik düşünme ve yaşamanın ilerisine geçemiyoruz.
Hassasiyetlerimiz giderek kaybolmakta, duygularımız ise körelmektedir. Sürekli kayıp halinde olmamıza mazeret bulmak kolay ancak bu eksiklikleri giderecek tedbirler almak zor!..
Çok değil, on yıl önce "Bosna Endülüs olmasın!" diyerek yola çıkmış ve Sırp zulmüne karşı tek vücut, tek yumruk olup, bu zulmü durdurmuştuk.
Bugün aradan on yıl bile geçmeden Çeçenistan ve Filistin''deki soykırıma karşı nasıl olup da bu duyarsızlık içine düşüverdik?
Dünya bizleri ölüm makinesi ilan ederek tel''in ederken biz dindaş ve soydaşlarımıza karşı yürütülen soykırım ve vahşete kayıtsız kalarak bindiğimiz dalı kesmekteyiz...
"Siz nasılsanız, öyle yönetilirsiniz" diye meşhur bir özdeyiş vardır. Demek ki tenkit ettiğimiz yöneticiler; bizim kıratımıza uygun kimseler.
Bu sözü yöneticileri başa alarak, cümlenin öznesi yaparak açıklarsak; "arka tekerlekler, ön tekerlekleri izler" sonucuna varırız.
Bizler haber ve bilgilerimizi açık kaynaklardan elde ederiz. Diğer bir ifade ile; bizim stratejik itihbarat kaynaklarımız ve görevlilerimiz mevcut değildir!
Ancak hükümet ve anayasal kuruluşlarımızın haber ve bilgi kaynakları hem vardır. Hem de farklıdır.
Bizim açık kaynaklardan, dünya haber ajanslarından aldığımız bilgilere göre "Kafkaslar''da bir güneş batmaktadır."
Türkiye''nin tabii savunma bölgeleri olan Kafkaslar ve Balkanlar''a kayıtsız kalınması affedilmez bir stratejik hatadır.
Bugün bu hata olmaktan çıkmış ihanet derecesine varmıştır.
Rusların dezenformasyonla dünya kamuoyundan gizlemeye çalıştıkları soykırımın üç yıllık bilançosu elli bin şehit Çeçen''e baliğ olmuştur.
Sağda solda mülteci durumuna düşen Çeçenler''in de haddi hesabı bilinmiyor.
Düzenli orduların, silâhlı kuvvetlerin sivil halkı soykırıma tâbi tuttuğu ülke ve milletlerin; Türk ve Müslüman olmaları tesadüf değildir.
Bu plânlı ve organize ''katliâma'' Türkiye''nin kayıtsız kalmasını izah etmek zordur. Belki Putin ve Ecevit belli bir noktada anlaşıp el sıkışabilir. Ancak milli ve manevi değerlerin temsilcisi olmakla övünen Bahçeli''nin bu mutabakata onay vermesi üzücüdür.
Bugün Kafkaslar''da batan güneşe sahip çıkmayanların yarın şikâyete hakları olmayacaktır.

