Kaydet
a- | +A

Tarihi uzlaşma şeklinde takdim edilen liderler imzasının ilk sonuçları alındı.. Ortaya çıkan sonuçla beklentiler arasında dağlar kadar fark olduğu da görüldü. Genelde "ilk turlar" böyle olur, yolundaki açıklamaların arkasında gizli bir endişe sergileniyordu. Beş partinin altına imza attığı, adaylığı tartışmalı da olsa Ahmet Necdet Sezer''in ilk turda tulum çıkartması umulurdu... Bu umut söndüğüne göre, artık Çankaya için taktik savaşları başlatılmış oldu. Önce meseleyi mevcut parlamento aritmetiği çerçevesinde irdelemek gerekir! "% 20-22"lik bir oy oranı ile iktidara çöreklenen "DSP ve Ecevit" bu imkânları ne pahasına olursa olsun sürdürmeye, kullanmaya ve hatta suyunu çıkartmaya kararlıdır. Diğer taraftan "% 78-80"lere varan sağ oylar; bölünüp parçalanmış, müşterek hareket imkânı kalmamıştır. Birlikte hareket etmesi gereken "MHP ve FP" gereksiz didişmelerle, asıl hedeflerini unutmuş görünerek birbirlerine zarar vermeyi siyaset zanneder olmuşlardır. "ANAP ve DYP"nin içinde bulunduğu durum da bundan farklı değildir. Düşman kardeşlerin hedefi birbirini karalamak, yaralamak ve kırmaktan ileri gidememiştir. Sağ partilerdeki bu müzmin kavga "DSP ve Ecevit"e mükemmel manevra alanları sunmakta, zinde güçleri de arkasına alan Ecevit; adeta "tek adam" rolü oynamaktadır. Meclis dışından aday gösterilen Sezer bir tarafa bırakılacak olursa, Meclis içinden ortaya çıkan adayların büyük bir çoğunluğu aranan ve beklenen niteliklere fazlasıyla sahiptirler. Hele Somuncuoğlu ve Yalçıntaş sadece Meclis için değil; ülke ve millet için bir talihtir. "MHP ve FP"nin yanlış politikaları bu talihi, "talihsiz"liğe çevirmekte başarılı bir rol oynamıştır. Bu kan davası çerçevesinde, iki güzide partinin adayı da ister istemez taraf durumuna getirilmişlerdir. Aynı safta, aynı idealde ve hatta aynı ocakta yetişmiş iki "değer"imizin birbirlerine kırdırılması "sağ"ın tarihi ayıbı olacaktır. DYP adayı "Güreş"in; (mevcut durumda) asker menşe''li olma dezavantajı ve partisinin sandalye sayısı ile seçilmesi çok zor görülmektedir. Aslında "Güreş" sırtından üniformayı çıkartarak siyaset yapma yiğitlik ve başarısını gösterebilmiş nadir bir değerdir.

Ne var ki, "asker-sivil" çatışması gibi gereksiz ve muhal bir sürtüşmenin başlatılmış olması böyle bir "değer"in seçilme şansını hayli azaltmaktadır. Meclis Başkanı Akbulut''a gelince; kağıt üzerindeki yeterlilikleri bütün adaylardan fazladır. Bakanlık, Başbakanlık, parti genel başkanlığı ve Meclis Başkanlığı yapmış olan Akbulut''un tek dezavantajı "ANAP"ın yetersiz sandalye sayısıdır. Bu arada ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz''ın aday olamamasının ortaya çıkartabileceği olumsuzluklar da gözardı edilmemelidir. Her şeye rağmen; "bulanık suda balık avlama"nın, her zaman prim yaptığı ülkemizde "Akbulut"un seçilme şansı hayli yüksektir. "Zenginin malı fakirin çenesini yorar!" demeyiniz. İkibinli yılların liderini belirleyecek olan bu seçim, sadece Türkiye için değil; Türk dünyası için de çok önemlidir. Umarız, duygular, düşmanlıklar ve kısır çekişmeler yerine "akl-ı selîm" hakim olur!..