Kaydet
a- | +A

Ülkemizde olanlara şaşırmamak elde değil... Üzüm yemekten çok bağcıyı dövmeye programlanmış bir anlayış ayrıkotu gibi her tarafımızı sarıyor.

Şu veya bu şekilde çalışan, üreten, başarılı olan kişiler, kurumlar ve faaliyetler engelleniyor. Adeta normlarını geliştiren, standardı aşanlar cezalandırılıyor.

Mesele kişiler ve müesseseler değil, ortaya çıkan bu "hasta zihniyet"in taraftar bulmasıdır.

Başarı, bilim, ölçme ve değerlendirme hak getire!.. Varsa yoksa inat ve bağnazlık...

Hukuk, ahlâk, müktesebat gibi toplumlara yön veren kurallar "hiç"e sayılırsa "istikrar"a ulaşılabilir mi?

Hiç zannetmiyoruz! Bu gölge boksuyla nereye varılmak isteniyor. Çalışanlara, üretenlere ve belli bir standarda ulaşanlara; "aba altından sopa" gösterilerek, insanlar bıktırılıyor...

Bildik bileli sadece İstanbul''a değil, ülkenin tümüne hizmet veren neredeyse hepimizde hakkı olan "Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastahanesi" çeşitli ayak oyunlarıyla "Vakıf" statüsüne rağmen Sosyal Sigortalar''a devredildi..

İyi de neden? Daha iyi hizmet vermek hedef olsaydı bunca SSK Hastanesi''nde verilirdi. Sonra mesele standardı yükseltmek ise; International Hospital''a bağlayın. SSK Hastahanelerinin standartları ve hâlî pür melâlleri hepimizce mâlum değil midir.

Hukuk ve teamüle aykırı bu tür bir haksız iktisabın oluşmasına alet olanlar vebâle düşerler.

Bir defa bu kuruluş "Vakıf" statüsünde olup, hukuken vakıf senedinde (vakfiyesinde) belirlenen amaç ve sınırlarda hizmet vermekle yükümlü.

"El kesesinden yiğitlik" diye buna denir. Herkesin devlet ve milletten birşeyler hortumladığı bu dönemde vatandaş vakfiyeleri talan edilmek istenirse buna katlanılamaz.

İstanbullu olup, "Vakıf Gureba"dan hizmet almamış bir kişi veya aile gösterilemez. Burada sunulan sağlık hizmetlerinin "kalite"si de diğer hastahanelerle kıyaslanamaz.

Ömürlerini hasta, fakir ve gariplere adamış olan Dr. Ataseven ve çalışma arkadaşlarına bu muamele reva görülmemeliydi.

Tabi, yanlış hesap Bağdat''tan döner. Döner de, olan yine fakir fukaraya olur. Tekere çomak sokanlar da bunun karşılığını görürler...

Şimdi hukukî bir süreç başlatılacak ve iç hukuk yolları ve mercileri de tükenince konu "AİHM"ye gidecektir.

Bizi düşündüren ve utandıran da budur. Türkiye''nin Avrupa''daki imajı bu olmamalıdır. Türbandan parlamento''ya, hastadan hastahaneye kadar binlerce meseleyi taşıdığımız "AİHM" artık bizim asliye ceza mahkemelerimize döndü...

Yapmayın, etmeyin bari çalışanlara mani olmayın! Başarıları engellemeyin!..

Bir şey daha var. Bizim inançlarımıza göre "zerre" kadar "hayır" ve "şer" işleyenlerin de hesabı olacaktır.

Bu "Vakıf" burada sonuçlandırılamaz!..