Avrupa Birliği bahane edilerek, herkes ağzına geleni söylüyor... Sözün nereye varacağı ve etkileri düşünülmeden yapılan bu konuşmalar "Devlet"i zora sokmaktadır.
Dış dünya ile ilişkilerimizdeki "ilke"sizlik sebebiyle "IMF"den "AB"ye birçok kurum Türkiye''ye "direktif"ler yağdırıyor. İşin ilginç yanı da bu "direktif"ler hiçbir tasnif ve filtrasyona tabi tutulmadan halka olduğu gibi yansıtılmaktadır.
Türkiye''nin bekası, gelip Kopenhag Kriterleri ile tehdit edilir ve milli birliğimiz, üniter yapımız bu tür dış kararlarla zedelenirse; o takdirde "AB" üyeliğimiz neye yarayacaktır?
Biz mevcut kimliğimiz ve kültürümüzle bu "AB" denen topluma gireceksek ne âlâ. Yok kültürümüz, kimliğimiz ve benliğimizden taviz vereceksek; "AB" yerinde kalsın daha iyi... Sürekli gündeme gelen veya kasten getirilen, ardı arkası bir türlü kesilmeyen şartlar sebebiyle "sersem"e döndük. Sadece sokaktaki vatandaş değil, politik karar beyinlerimiz bile şaşkın!.. Avrupa''nın bizden talep ettikleri, kendilerinin katiyen yapmayı düşünmedikleri meselelerdir. Dikkat edilirse bu "direktif"lerin yoğunlaştığı alanlar, bizim sosyo-kültürel zenginliklerimizi istismara dayanmaktadır. "Türk-Kürt" ayrımından medet umanlar avuçlarını yalayınca, bu defa "Alevi-Sünni" meselesini gündeme getirdiler. Hem de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı''na güven mektubu veren "AB"nin Türkiye''deki büyükelçisi tarafından. Bu oyun yeni değildir. Yıllardır devşirilip şimdi servise sunulmaktadır. Niye şimdi? Çünkü; "Öcveren" kapana kıstırılmış, "PKK" da can çekişmektedir.
Türkiye''ye rahat ve huzur gösterilmeyecek, kalkınma ve büyümemiz behemehal önlenecektir.
Avrupa''nın derdi başka. Kopenhag Kriterleri arkasına sığınılarak Hıristiyanlık propagandası yapılmakta, misyonerlere hedef gösterilmektedir.
Gizli Alevi toplantısından rahatsız olan samimi Alevi vatandaşlarımız, bu işin içindeki "bit yeniği"ni gayet iyi bilmektedirler.
Zaten dinlerarası diyalog maskesi altında sunulmak istenen de bu yakınlık (!) ve/veya benzerliktir (!).. Çok ince hesapların, çok gizli plânların icraya sokulduğu milenyumda her zamankinden daha dikkatli ve uyanık olmalıyız.
Türk Silahlı Kuvvetleri''nin üst düzey yetkililerinin ikaz ve işaretlerine dikkat edilmelidir.
Son günlerde hükümet sözcüsü gibi açıklamalar yapmak zorunda bırakılan askeri yetkililere kulak verilmelidir.
Oyunun içindeki "oyun"u sezemezsek gelecekte zor günler kaçınılmazdır!..

