Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin burnunun dibinde soydaşları, dindaşları, komşuları katlediliyor... Üstelik bu katliâm mübarek üç aylarda başlamış ve hâlâ da devam ediyor.

Ülkemizdeki ''AGİT'' toplantısına bel bağlamış ve gerçekten de ümitlenmiştik. Öyle ya, ''asrın zirvesi''nde asrın problemlerine çözümler getirilecekti!..

Heyhât! Tam manasıyla yanılmışız. Bu öyle kahredici bir yanılma ki; bizi hem dünyada hem de (inanıyorsak) ahirette sıkıntıya sokacaktır.

"Sulh her zaman hayırlıdır!" ancak harplerin de kaçınılmaz olacağı durumlar ve dönemler olabilir.

Ne var ki Çeçenistan''da yaşananlar harp değil, tam bir zulüm ve soykırımdır.

Talihsiz Moskova gezisiyle milletimizi açmaza sokan Ecevit gereksiz beyanları ile bizleri kahretmiştir.

Birleşmiş Milletler, AGİT, AİHM ve daha bir sürü organizasyona bel bağlayan mazlum milletlerin çilesi bitecek gibi değil!..

''Sulh Hayırlı'' olsa bile ''harbe hazır''lı#klı olmak gerekir. Müslümanlar için bir orta yol mevcut değildir. İşte Endülüs, işte Bosna, işte Kosova ve işte Çeçenistan...

Bu hadiselerin ortak paydası ve hedefi Müslüman olmak değil de nedir? Öyleyse sulhün yolu harbe hazırlıktan geçer.

Mübarek Ramazan''ı Şerif''te akıtılan Müslüman kanları sadece Ruslar''ı değil, bu vahşete göz yuman Batıyı da boğacaktır.

Ancak biz ne olacağız? Bu olanların Türkiye için bir ''ayıp'' olduğunu bile söylemekten imtina ediyoruz.

Yarım yamalak bir Bursa mitingi belki bizleri rahatlatmıştır. Ancak bu; Çeçenistan''da yok yere şehit edilenlere çözüm olmamıştır.

Ruslar''ın Grozni ve diğer Çeçen yerleşim merkezlerindeki katliâmını dünya görmektedir. İnsan hakları izleme komisyonu raporları ortadadır. Ancak Hıristiyan Batı''nın "tavşana kaç, tazıya tut" politikaları değişmemektedir.

Şiddet, düşmanlık, vahşet ve insan hakları ihlallerine çanak tutan Batı kadar; gerçeklere gözünü ve kulağını kapayan Türk ve İslâm dünyası da bu zulümden sorumludur.

Vatandaş olarak bizlerin yapabileceği pek fazla bir şey de yok! Gözü yaşlı dualarımızın kabul edileceği günleri bekliyoruz.

Ama devlet; sade vatandaş gibi sadece dua, temenni ve nasihatlerle bu soykırımı geçiştiremez.

Eli kanlı işgalci Ruslar''a ciddi bir ''nota'' dahi verilmemişse bu bizim için zuldür.

Hükûmetin Başbakan''ı tavrını ortaya koymuştur. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" diyor. Peki diğer ortakların görüşü nedir?

Parlamento''nun, sivil toplum örgütlerinin, parti liderlerinin, medyanın, üniversite ve bilim çevrelerinin, iş dünyasının... yapacakları hiçbir şey yok mudur?

Hayat ve ölüm arasındaki ince çizgide Ramazan-ı Şerif''i geçiren bu onurlu ve Hürriyet aşığı Çeçenler''e, hiç mi destek vermeyeceğiz?

Kızılay''ın bile toplanan yardımları ''Kızılhaç''a verdiği söylentilerine bakılırsa;

"Biz ölmüşüz, ağlayanımız da kalmamış!"

Vah yazık!..