Yeni yasama yılı Cumhurbaşkanı Sezer''in "Efradını câmi, ağyarını mani" konuşması ile açıldı.
Seksen sayfalık konuşma metniyle Sezer; âdeta Büyük Millet Meclisi''nin "tahammül" gücünü de sınar gibiydi...
Hükumet ve Köşk arasında yaşandığı dillendirilen "kriz"e son noktayı koyan bu konuşma; bilgi yüklü, eğitici, yol gösterici ve ümit vericiydi.
Bir açılış konuşması "böyle mi olmalıydı?" diye sorulacak olursa; kısaca "hayır!" deriz. Samimi ve tarafsız olmak gerekirse iki buçuk saatlik bu konuşma doğrusu çok "uzun"du...
Şu da söylenseydi veya bu da söylenmeseydi, denecek hiçbir konu olmamakla birlikte; "detay"lar oldukça fazlaydı.
"Hukuk" dersine, "evet" ancak detaylarla ilgili yoğun bilgi, "etki"yi azalttı da denilebilir.
Şimdi "top" Meclistedir. Siyasi partiler ve parlamenterler; "iktidar" ve "muhalefet" ayrımı olmaksızın (yapılmaksızın), "meseleler"e sahip çıkmalıdırlar. Aksi halde "yasama" hak ve yetkisi gaspedilerek, tartışmalar uzayıp gidecektir!..
Bu kritik dönemde Meclis''in performansı önem taşımaktadır. "Medya"ya ve "sokak"a taşınan konular sebebiyle ülkenin "huzur" ve "istikrar"ı tehdit altındadır. Bu "tehditin ortadan kaldırılma mercii bellidir. Siyasi partilerin ve milletvekillerinin "yan çizmeleri "çözüm"e değil, "kriz"e davetiye çıkartacaktır.
Meclis dışında çözümler aramak, çözümsüzlükten ileri gidemeyecektir. "Muhayyel" tehditler ve çözümler üretilerek, "gerçek"lerden kaçılmamalıdır.
"Vatandaş"ın isteklerine kulak verilmeli, Parlamento''nun etrafına "koza" örülmemelidir. Giderek büyüyen ve içinden çıkılmaz hale gelen problemlere "çözüm"ler üretilmelidir.
"Vatandaş"ın işine aşına, inancına ve istikbaline sahip çıkılmalıdır. En tabii demokratik haklar; "lâyüsel" kişi ve kurumların "tasallut"una terkedilmemelidir.
En basit insan haklarının dahi sorumsuzca ihlâl edildiği bir toplum olmaktan çıkılmalıdır. Yetki "ihmal" ve "sûiistimal"lerine fırsat verilmemelidir.
Her türlü yolsuzluk, usulsüzlük ve hatta kanunsuzluğun "normal" davranış haline dönüşmesine "dur!" denilmelidir. Buna "dur!" diyecek olan merci de Türkiye Büyük Millet Meclisi''dir.
Meclis''in "kaçak" güreşmesi, meselelere sahip çıkmaması, çözümler üretmemesi sebebiyle toplumumuzun "güven" duygularını örselemektedir. Gelecek ümitleri solmakta, karamsarlık "kâbus" gibi üzerimize çökmektedir.
Kanunların "suç" saymadığı iş ve eylemlerden dolayı, indî mütalaalarla vatandaşa "suç" isnat edilmesinden vazgeçilmelidir. Hatta bu tür fiillerle iç "huzur" ve "istikrar"a darbe vuran sözde yöneticilerin "lâyüsel" uygulamalarının hesabı sorulmalıdır.
"Hukuk" pozitif bir bilimdir. "Yargı ve "yorum" hakkı da anayasa ve kanunlarla mahkemelere verilmiş bir hak ve görevdir. Çeşitli şekillerde belli "post"lara oturmayı başaran bazı yöneticilerin "sakat" ve "kanun"suz uygulamalarına boyun eğmek zorunda kalan her yaş ve seviyedeki vatandaşlarımız "rahat"latılmalıdır.
Yeni "yasama" yılına "Bismillâh" derken Cumhurbaşkanı''mızın sözlerine kulak verilmelidir. Şu veya bu şekilde seçilmiş olması "Polemik" konusu yapılmamalıdır.
Sn. Sezer bu göreve kendisi "tâlip" olmamıştır. Bu görev de hiç kimsenin "iane" olarak dağıtabileceği bir "mülk" ve "post" değildir. O halde herkes konumunu ve yetkilerini bilmeli, "çizgi"yi aşmamalıdır.
Bunca "sıkıntı" ve "problem" arasında gereksiz ve faydasız tartışmalara ayıracak zamanımız ve takatımız kalmamıştır.
Yeni Yasama Yılı''nın hepimize hayır ve huzur getirmesini diliyoruz!..

