Kaydet
a- | +A

Temmuz 1993 tarihine kadar radyo ve televizyon tekeli olarak devam eden durum; Anayasa''nın 133''üncü maddesi değiştirilerek, bir ölçüde özelleştirilme kapsamına alınmış oldu.

Bir yıla yaklaşan bir boşluk döneminden sonra, 19 Nisan 1994 tarih ve 3984 sayılı kanunla getirilen düzenlemelerin ardından beş yıl geçmiştir.

''RTÜK Kanunu'' olarak bilinen, özel radyo ve televizyonları ''zapt-ü rapt'' altına almaya yönelik çalışmalar; 28 Şubat sürecinden sonra mecra değiştirmiştir.

İlk günden beri kuruluş ve işleyişiyle göz dolduran ''RTÜK'', son zamanlarda namlunun hedefi haline gelmiş; gündemin ilk sırasına oturmuştur.

Kuruluşu, üye seçimleri, işleyişi ve aldığı mesafelerle ''RTÜK'', işe Türk gibi sıkı başlamış, ancak işin doğrusu hiç kimseye de yaranamamıştır.

Daha açık bir ifadeyle ''RTÜK'' mevcut haliyle Türkiye''ye bir-iki numara da değil, hayli bol gelmiştir. Gerçek manada fikir ve basın yayın özgürlüğüne hazır olmayan yönetimlerin ''RTÜK''ü içlerine sindirmeleri mümkün değildir.

Seçimi, işleyişi ve en önemlisi de bütçesiyle özerk bir yapı oluşturan ''RTÜK''e tahammül edebilmek gerçekten hazım isteyen zor bir iştir.

Başından beri siyasilerin nüfuz sağlama gayretlerine direnen ''RTÜK''; yapılan işler ve alınan mesafeler açısından oldukça başarılıdır. Ancak iktidarlara boyun eğmemesi ve bağımsız karar alması sebebiyle sürekli hedef tahtası olması da kaçınılmazdır.

Bugünkü kadrolarıyla ''RTÜK'' Türkiye''nin çıkartabileceği en iyi ekiptir. Dikkat edilirse dürüstlüğü, samimiyeti ve çalışma azimleri ile temayüz etmiş şahıslardan oluşmaktadır.

TBMM''nin seçimleri ile iş başına gelmeleri ise üyeler açısından büyük önem taşımaktadır. Kararlarındaki bağımsızlıktan rahatsız olunsa dahi, bu tür bir özerklikten sarfınazar edilmemelidir.

Aslında siyasi partiler ve Meclisin onore edildiği ''RTÜK''ün teşkil tarzı da düşünüldüğünde, yapılması planlanan yeni düzenlemelerin, tam anlamıyla ''Geri adım'' olduğu bilinmelidir.

Hele Türkiye''nin imza koyduğu ''Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'' de dikkate alındığında, tartışılan taslak Türkiye''yi batı nezdinde büyük zorluklarla yüz-yüze bırakacaktır.

Kutlu Savaş, Şevki Göğüsger ve Fatih Karaca''lı bir ''RTÜK'' Türkiye için gerçek bir şanstır. Şayet köstek olunmasaydı, frekans tahsisleri de yapılarak yirmibirinci yüzyıla sorunsuz girmek mümkün olacaktı. Şimdi bu teşebbüs ile yeni bir tartışma başlatılmıştır.

Kamu hizmeti olarak tanımlanan radyo ve televizyon yayımcılığının, dar kalıplara hapsedilme isteği gelinen noktadan geriye dönüştür. Bu geri dönüşe onurlu bir tavır koyarak hak ve menfaatlerini savunan ''RTÜK'', görevini yerine getirmiştir.

Türkiye hukuk devleti olma istek ve özlemini gerçekleştirmeyi başaramamaktadır. Aslında özel radyo ve televizyonların şikayetçi olması gerektiği ''RTÜK''ten, devletin rahatsız olmasını da anlamakta güçlük çekmekteyiz.

Tek tip insan, tek tip basın, tek tip yayın; hasılı tek düze bir hayat tarzı demek olan bu tür baskılara hiç gerek yoktur. Önce karar verip kanun çıkartarak; sonra düşünen bir meclis olma yerine, önce düşünen ve sonra da isabetli karar veren bir idare olmak çok daha akıllıca bir yaklaşım olacaktır.

Şimdilerde hedef tahtası haline getirilen ''RTÜK''ün bugüne kadar gerçekleştirdiği işlere bakılmalıdır. Özellikle hepimizin yabancısı olduğumuz frekans konusunda gecesini gündüzüne katarak çalışan Emin Başar ve ekibinin geldiği nokta azımsanmamalıdır.

Teknikte, yönetimde ve icrada katedilen mesafeler ve bu çalkantılı dönemde başarılı bir çalışma sergileyen çağdaş bir kuruluş durumundaki ''RTÜK''ü yıkmak yerine; güçlendirmek ve müessese haline getirmek hedef olmalıdır.

Siyasi iktidarların emir kulu ve maşası yapılmak istenen ''RTÜK''ün bu tavrı; hem haklı, hem de demokratiktir.

Adı geçen taslağın yasalaşması halinde medya-devlet ilişkileri gerileceği gibi, uluslararası arenalarda çok yara alınacağı peşinen bilinmelidir.

''Devlet''in yeterince memuru vardır. Dokuz RTÜK üyesini de 657''ye tabi devlet memuruna dönüştürmenin hiçbir yararı yoktur.

''RTÜK''e vurmadan, onu dinlemekte ise sayısız yararlar vardır. Bizden söylemesi.