Bazı şeylere bağışıklık kesbettik. Artık eskisi kadar etkilenmiyoruz. Tam ifadesiyle "alışırlar"a "alıştık" artık.
İşçi, memur, emekli, sabit ve dargelirlilere hükümetin takdir ettiği %20''lik zam; daha ilk ayda suyunu çekti.
Elektrik, benzin ve ilaç zamlarıyla başlayan operasyon durmak bilmiyor... Hükümet "kaşıkla verdiğini sapıyla alıyor!"
Bunca zam, israf ve faizden sonra enflasyonun düşebileceğine inanmak, en azından safdillik olacaktır "ekonomi" sayısız paketler ve sınırsız milatlara rağmen kan kaybediyor!...
99 yılının ilk altı ayı hüsranla neticelendi... İkinci altı ayı için dağıtılan umutlara bel bağlanamayacağı meydandadır... Böylece, 99 yılı heder edilmekle kalmamış, problemlerimiz ikibinli yıllara sarkmıştır.
Kendi yatırımcısına güven ve istikrar veremeyen bir ekonominin, yabancı yatırımcılara güven vermesi hayaldir!
Birinci altı aya ilişkin raporda yer alan hususlar içerisinde iç açıcı ve umut doğurucu, tek bir kalem bile yer almamaktadır.
Yapısal reformların gerçekleştirilemediği sürece, ekonomimizde iyileşme olamayacağı açıktır. Konuya ilişkin "DPT raporları"nın tamamı temenni ve beklentilere dayanmakta; hiçbir somut iyileşmeden söz edilmemektedir.
İç yatırımcılara güven, moral ve gelecek vadetmeyen bir ekonominin dış yatırımcılar için "tahkim yasaları" çıkartma gayretleri boşunadır. Nitekim alt komisyonlarda görüşülen anayasa değişiklik teklifleri Meclis Genel Kuruluna getirilememiştir.
Uluslararası tahkimin ne olup olmadığı tartışılmadan "Yangından mal kaçırırcasına" oldu bittiye getirilmesine meclis vize vermemiştir.
İşin gerçeği "IMF" direktifleri çerçevesinde gündeme getirilen Sosyal Güvenlik Reform (!) tasarısı ve tahkim yasaları elliyedinci hükümetin iki büyük ayıbı olmuştur.
Milli olması gereken bu hükümet, beynelmilel para fonu gibi gayri milli, dış kaynaklı bir kurumun güdümüne girerek itibarını yitirmiştir. Tahkim Yasası''nın da askıya alınmış olması bu itibar kaybının en belirgin göstergesidir.
"DSP"deki su katılmamış sosyal demokratlar ve "MHP"deki samimi milliyetçilerin ciddi direnişi karşısında, "renksiz"lerin hiçbir şey yapamayacağı ortaya çıkmış oldu!..
Şimdi ne olacaktır? Uzunca bir süre gündeme gelmesi zor olan "Tahkim Yasaları" elliyedinci hükümetin bir kamburu olarak kalacaktır.
Af teklif ve taslakları da dahil olmak üzere, hükümetin meclise getirmek istediği bütün reform (!) çalışmalarının akim kalması kaçınılmazdır. Çünkü başlangıç noktasında "vatandaş" yerine "IMF" vardır, dış talep ve baskılar vardır!..

