Bırakınız "normal"i, "kolay"ı bile başarmaktaki aczimiz ortada... Buna rağmen "zor"a talip olmak için "zor"lanıp duruyoruz!
Kendi kendimize çekidüzen vermek gibi bir "kolay"ı kenara bırakıp, dünyaya çekidüzen vermek gibi bir "zor"a talip oluyoruz!..
Dışarıdaki hak ve menfaatlerimize bunca saldırı ortada dururken; biz de durduk yerde kendi kendimizi çeşitli subjektif "tasnif"lerle bölüp parçalıyoruz...
Düne kadar "tasvip" ve "teşvik" ettiğimiz davranışları bugün "inkâr" ederek milli birlik ve bütünlüğümüzü zedeliyoruz!
Birbirimizi "örselemek"ten adeta gizli bir zevk alıyoruz. İş başa düşünce de "telaş"lanıyor ve çarşafa dolanıyoruz...
Eski köye, yeni âdet getirerek zorlanıyor, çok defa da "pişman" olup çaresiz kalıyoruz. Buna rağmen de bile bile hatalarda "ısrar" etmeyi sürdürmeye devam ediyoruz.
Normal bir ekonomik yapı içerisinde kalkınmayı başarmak yerine "IMF" ve "DB"ye köle olmayı bir "meziyet" sayıyoruz.
Gerçek maliye bakanımız Sümer Oral''a göre; "zoru başarıyoruz!" gizli Maliye bakanımız Cottarelli''ye göre de; "kolayı başaramadığımız" için, insanımızı "zor"a sokuyoruz.
Benzer durumu enerjide de yaşıyoruz. Ağustos böceği misali sadece "yaz"ları değil, "yıllar"ı goygoyla geçirerek karanlığa "mahkûm oluyoruz.
Doğru dürüst "bankacı"lık yapmak dururken, "soygun" yapmayı tercih ediyor ve bundan da üzüntü duymuyoruz. Vatandaşın üç-beş milyonluk borcunu "icra" ile tahsil ederken; trilyonluk "kaçakçılık"ları alkışlıyoruz!
"Balina"ya, "Yunus"a, "Fil"e ve "Gergedan"a devlet olarak diş geçiremiyor, ancak sade vatandaşa "kök" söktürüyoruz!..
Bütün bu olanlardan sonra da devlete, rejime, bürokrasi ve parlamentoya "saygı" bekliyoruz.
Yoksulluk, işsizlik, huzursuzluk ve çaresizlik kol gezerken, birçoğumuz "vur patlasın, çal oynasın" dercesine günümüzü gün ediyoruz.
Dünyadaki gelişmeleri izlemediğimizden hep "emrivaki" ve "oldu bitti"lerle karşılaşıyoruz. Yıllardır sürdürülen Ermeni propagandaları karşısında kafalarımızı "kum"a gömdüğümüzden şimdi çaresizlik çekiyoruz.
Meselelerimize sahip "nesil"ler yetiştiremediğimiz için, sahipsiz kalan meselelerimize "hayıf"lanıyoruz.
Milli hedefleri, idealleri, beklentileri olmayan bir "nesil"le nereye varabileceğimizin hesapları iyi yapılmalıdır.
Dün Kürt, bugün Ermeni, yarın Rum talepleri karşısındaki ortak "tavır" ve "düşünce"nin belirgin olmadığı hiç kimsenin meçhulü değildir.
İster "titre"yerek, ister "silkin"erek kendimize dönelim. Yoksa vakit çok geç olacaktır!..

