Vatandaşlık bağı tam oluşmamış, gelişmemiş ve/veya bazı mahfellere güven vermemiş toplumlarda zorunlu işler çok olur... Bazen zorunlu demeye dilimiz varmazsa o zaman da zengin Türkçemizden buna uygun bir söz veya tabiri bulur çıkartırız.
Tıpkı CHP döneminde Milli Şef''imizin ortaya attığı hayli demokratik bir yardımlaşma numunesi "imece usulü" çalışmalar gibi...
1940''ların bu uygulamasını bugünlere, yani ikibinli yıllara taşımak isteyenlerin bulup çıkarttığı "zorunlu tasarruf" konusu da bu anlayışın tezahürüdür.
Dikkat edilirse bu tür zorunlu uygulamalara rastlanan ülkelerin durumu hep aynı... Yıllardır kalkındık, kalkınıyoruz diyerek zamanı, insanı ve kaynakları "tüketen" toplumlar.
"Zorunlu eğitim"
"Zorunlu askerlik"
"Zorunlu tasarruf"
Derken "sorunlu" bir toplum olup çıktık.
Bir de ortaya çıkan "sorumsuz"lar var ki insanları canından bezdiriyor...
Yahu başkasının adına karar alırken bir danış, bir sor, bir fikir al!
Yok! Danışma, fikir alma, uzlaşma, anlaşma olmaz. Olsa olsa emir komuta zinciri içerisinde dayatma olur.
Şimdi soruyoruz. 1940''ların zihniyetini ikibinli yıllara taşımanın manası var mıdır?
"IMF" ve "Dünya Bankası"nın boyunduruğuna düşen hükümet; işçi, köylü, sabit ve dargelirli emeklileri, memurları unuttu.
Zaten Temmuz maaş zamlarını %10''la sınırlamışsınız. Bari hak sahiplerinin birikmiş paralarına el koymayınız.
"Kıyak emekli"lik yasasını gece yarılarında çıkartanlar, vatandaşın anasının ak sütü gibi helal olan zorunlu tasarrufları için neden yasa çıkartmazlar?
İçi boşaltılmış bankalara sahip çıkan hükümet, vatandaşlarına neden sahip çıkmaz!
Enflasyonun "%25" sınırında olduğu hipotezini "gerçek" olarak algılayan hükümetin samimi olduğu iddia edilemez.
Avrupa''daki Türk bankalarının ondokuzuncu yılı kutlamalarının şeref konuğu Gazi Erçel''in Frankfurt''ta yaptığı konuşmada; söz gelip "%25"lik enflasyona dayandı.
Dinleyenlerin büyük bölümünün katılmakta güçlük çektiği bu "%25"lik "saplantı" esnetilmediği takdirde sabit ve dar gelirlilere yaşama şansı yoktur.
Hükümet politik karar verici olarak bir şeyi açıkça deklare edip, bu deklarasyona uymak zorundadır.
"Ekonomi"miz gerçekten özel sektör ve hür teşebbüse bırakılacak mı, yoksa devletin ekonomiye müdahalesi devam edecek midir?
Bütün bunlar kararlaştırılmadan "zorunluluk"lar, ihdas edilerek ülke yönetilemez!
Biraz da vatandaşın iyiniyet ve samimiyetine itimat ve itibar ediniz!..

