Kaydet
a- | +A

Otuz yedinci yılını çalışmakta olan bir branş öğretmeniyim. Hâlen bir imam hatip lisesinde görev yapıyorum. Şu an eğitimde yapılan yanlışlar ileride devletimizi ve milletimizi içinden çıkılmaz büyük problemlerle karşı karşıya bırakacak. Gençlik resmen tembelliğe, bedavacılığa ve kanun kural tanımazlığa doğru itiliyor. Kimi bürokratlar günü kurtarmak daha yüksek mevki ve makam kapmak için herkese şirin görünmeye çalışıyor.

Eğitimde bir "adam sendecilik" var, kimse çözüm aramıyor. Tembellik öğrencilere resmen özendiriliyor. Öğrenciler hiçbir gayret göstermeden şişirilmiş ve bedavadan verilmiş notlarla ha bire ödüllendiriliyor. Bu durum çalışan, çabalayan öğrencileri de tembelliğe itiyor. Çalışmak, hak etmek, çaba ve gayret göstermek artık değer bulmuyor.

Kimi öğrenci bir aydan çok özürsüz devamsızlık yapıyor ama devamsızlıktan kalmıyor. Velinin bir dilekçesi ile deyim yerinde ise kitabına uyduruluyor! Kimi öğrenci okuldan ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir suç işliyor ama hiçbir ceza almıyor. Yani öğrencinin yaptığı tembellik, okula devamsızlık, işlediği ağır suçlar hep yanına kâr kalıyor. Yarın bu öğrenci hayata atıldığında devletten çalışmadan bedavadan maaş isteyecek, hiç çekinmeden suç işleyecek çünkü ceza kavramını hiç tanımadı. Bugün çalışmadan notu alan öğrenci yarın çalışmadan maaş isteyecek bu maaşı kim kazanacak ki ona devlet versin?

Birçok okulda kanunlar, yönetmenlikler, disiplin cezaları âdeta vitrine kaldırılmış süs olarak duruyor. Herkes birbirine şirin görünme kendini sevdirip bir çıkar elde etme peşine düşmüş sanki. “Doğruyu söyleyenler dokuz köyden kovuluyor..." Yağcılık başarı ve önemli erdem oldu! 

Benden söylemesi. Bekleyip göreceğiz ama pek de iyi şeyler görmeyeceğiz gibi...

          Hayrettin Hatunoğlu

ŞİİR

 Şair Nedim’e naçizane bir nazire

-Şair Nedim’in “Sana” redifli gazeline naçizane bir nazire denemesi-

Fâilâtün/Fâilâtün/Fâilâtün/Fâilün

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana

Şems-i rahşân doğduğundan rahmet etmiş Hakk sana

Kûy-ı râhın üzre cân vermekle denmiş Aşk sana

Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana

Bûy-ı gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu

Benzemez senden olan nûr dûn-ı dünyâ vârına

Servi boy mimden ağız hil’ât imiş aşktan sana

Biri olmuş hoy birisi dest-mâl olmuş sana

Ol büt-i tersâ sana “mey nûş eder misin?” demiş

Âhir-i dünyâ olub aşk gitti toplanmak yerin

İçi boş şey kaldı ger aşk der isek unvân sana

El-amân ey dil ne müşkilter suâl olmuş sana

Sen hangi câmın mestisin billâh kimin hayranısın

Aşk mıdır hiç her çiçekten irtibat kurma işin

Kâvuşub aldatma meclîsin ateş haktır sana

Kendin aldırdın gönül n'oldun ne hâl olmuş sana

Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedim

Cânânın lebi bir mevhûme Merdâ bilesin

Âlemin aşk içre bir mevhûmesin vehmdir sana

Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana

                    Mahmut Küçükay-(Kırklareli Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk Edebiyatı alanı Yüksek Lisans 1. sınıf öğrencisi)

FAYDALI BİLGİLER

KİTAPLARA İNANMAK- (ve kütübihî) İmanın altı şartından birisi de “Allahü teâlânın indirdiği kitaplara inandım” demektir. Allahü teâlâ bu kitapları, bazı peygamberlere Cebrâîl ismindeki melekle vahyederek, yani okutarak, bazılarına ise, levhâ üzerine yazılı olarak, bazılarına da, meleksiz işittirerek, indirdi. Hepsi Allahü teâlânın kelâmıdır. Ezelî ve ebedîdirler. Mahlûk değildirler. Hepsi haktır. Semâvî kitaplardan bize bildirdikleri yüz dörttür. Bunlardan on suhûf, Âdem aleyhisselâma, elli suhûf, Şît aleyhisselâma, otuz suhûf, İdris aleyhisselâma, on suhûf, İbrâhîm aleyhisselâma; Tevrât, Mûsâ aleyhisselâma, Zebûr, Dâvüd aleyhisselâma, İncîl, İsâ aleyhisselâma, Kur’ân-ı kerîm, Muhammed aleyhisselâma inmiştir.

Bunlardan Kur’ân-ı kerîm, son ilâhî kitaptır. Kur’ân-ı kerimin gönderilmesinden sonra, diğer bütün ilâhî kitapların hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. Cebrâîl aleyhisselâm, Kur’ân-ı kerîmi, Muhammed aleyhisselâma yirmi üç senede getirmiştir.  [Namaz Kitabı s. 21]

ATASÖZÜ

Azıksız yola çıkanın gözü el (yabancı) torbasında kalır...

ÖNE ÇIKANLAR