Kaydet
a- | +A

ATASÖZÜ

 

Ağacı kurt, insanı dert yer!..

 

 

 

Bilir misiniz ab-ı hayat nedir? Kelime olarak anlamı “Dirilik suyu” demektir. Şairlere göre sevgilinin ağzından çıkan sözler de ab-ı hayatı andırır. Coğrafyada da ab-ı hayata yer verilmiştir. Ama rivayetler daha çok öne çıkmaktadır. Rivayetlere göre bu su, "karanlıklar ülkesi"nde rastlayarak içen Hazreti Hızır ile Hazreti İlyas’ın içtiği sudur. Ab-ı hayatın kaynağı karanlıklar içindedir ve nerede olduğu bilinmemektedir. Hazreti Hızır’ın teyzesinin oğlu olan İskender-i Zülkarneyn de bu suyu karanlıklar ülkesinde aramış, fakat bulup kavuşamamıştır... 

Dünya tarihinde üç İskender’e rastlanmaktadır. Bunlardan birincisi İskender-i Zülkarneyn olup peygamber veya veli olduğu bilinmektedir. Yafes’in soyundan olan bu zat, Yemen’de yaşayan Münzir İskender ile Aristo’nun talebesi olan Makedonyalı İskender’den önce yaşamıştır. Hazreti İbrahim ile birlikte haccetmiş, Hızır’ı kumandan yapmış ve dünyayı şirk ehlinden temizlemiştir.

İslami kaynaklarda, canlılık veren ve diriliğe sebep olan başka bir sudan da bahsedilmektedir. Hazreti Musa genç arkadaşı ile (Hazreti Yuşa) ile birlikte Hazreti Hızır’ı iki denizin kavuştuğu yerde aramaya gitmiştir. Hızır’ı bulmasına alamet olarak da Allahü teâlâ ona, zembil içine tuzlanmış bir balık koymasını ve balığın canlanıp denize aktığı yerde o zatı bulacağını bildirmiştir. Bunun üzerine yolculuğa çıkmışlar, iki denizin birleştiği mevkide konaklamışlar ve dinlenmek için başlarını yere koyup uzanmışlardır. Bu anda sepetteki balık canlanıp bir yol bulup, denize gitmiştir.

Bir rivayette Hazreti Yuşa’nın abdest suyundan damlayan sular bu canlanmaya sebep olmuştur. Hazreti Yuşa bunu unutmuş, tekrar yolculuğa başlamışlar daha sonra hatırlayınca geriye dönerek konakladıkları yerde Hazreti Hızır’ı bulmuşlardır. Artık Hazreti Musa ile Hızır aleyhisselâmın arkadaşlığı başlamıştır. Hazreti Hızır, Hazreti Musa’ya Allahü teâlânın kendisine bir ilim verdiğini bunu onun, bilmediğini; Hazreti Musa’daki bilgileri de kendisinin bilmediğini ve sabretmesini söylemiştir. Hazreti Hızır’daki bu ilim "ilm-i ledün" denilen ledünni bilgidir...

             Mehmet Emeksiz-Ankara

 

 

ŞİİR

 

      Cennetmekân Sultanım

 

Üç kıtanın hükümdarı İslam halifesi

Yönetti Osmanlı’yı Ehl-i sünnetin hamisi

İ'lay-ı kelimetullahtı her daim hedefi

Cennetmekân Sultanım, Abdülhamid Han

 

Feraset sahibi olup takva ehli bir zattı

Hiçbir belgeye imzasını abdestsiz atmazdı

Tek gayesi oldu; hep Cenab-ı Hakk’ın rızası

Salih mümin Sultanım, Abdülhamid Han

 

Fabrika, okul, müze, darülaceze açtı

Hastane, cami, çeşme, demir yolları yaptı

Mızraklı İlmihal'i her tarafa dağıttı

Hayırsever Sultanım, Abdülhamid Han

 

Asrın istihbarat teşkilatını o kurdu

Otuz üç sene devleti yıkılmaktan korudu

Gariplerin babası, düşmanın korkusu oldu

Siyasi deha Sultanım, Abdülhamid Han

 

Hainler attı iftira dediler; "Kızıl Sultan"

Sevenlerin inanmadı buna, ey "Ulu Hakan"

Ayrılmadın biliriz ecdadının yolundan

Atam dedem Sultanım, Abdülhamid Han

 

Bilmediler kıymetini indirdiler tahtından

Âlemi İslam’da gözyaşı dinmedi ardından

Mekânın cennet olsun dilerim Yaradan’dan

Cennetmekân Sultanım, Abdülhamid Han

 

                 Tuba Sevde Bozdağ-Bayburt

 

 

 

SAĞLIK OLSUN

 

Üç büyük tehlike

Sağlığımızla ilgili kilo problemine dikkat çeker ve şu üç büyük tehlikenin altını çizerler

Kalp krizi, Yüksek tansiyon, şeker… Bu konuda sağlık uzmanları gerçekten haklıdır…

Hatta 30-40 sene önceki Yeşilçam filmlerini izlerken oradaki insanları görürüz… Genel olarak bel çevresi kalın şişman tiplere pek rastlanmaz… Ya da ninelerimiz, dedelerimizle ilgili siyah beyaz fotoğraflara baktığımızda bu tür anormal vücutlara rastlamayız… Şişman olan bile komple tombuldur… Basenden löp löp kilo almış, sadece göbeği çıkmış, omuzu göçmüş hantal tiplere rastlamayız…

Bugün ise insanların bu tür bedensel kilo problemleri var… Genel olarak bel bölgesinde kalınlaşma var. Santral obezite var… Dolayısıyla kalp damar hastalıkları tansiyon şeker metabolik hastalıklara davetiye var…

ÖNE ÇIKANLAR