Tarih sayfaları Sultan II. Selim Han’ı ordunun başında sefere gitmeyen ilk padişah olarak kaydetse de o aslında Osmanlı’nın sınırlarını okyanuslara taşıyan aynı zamanda bir "Deniz Sultanı” idi. Dönemin küresel vizyonu, onun tahta çıkışıyla birlikte Akdeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan muazzam bir gövde gösterisine dönüştü.
Kanuni Sultan Süleyman Han’ın vefatıyla tahta geçen II. Selim Han, ayağının tozuyla Uzak Doğu’dan gelen imdat çağrısına kulak verdi.
Çünkü Sultan Ali Mugayyet Şah 1507-1522 döneminde Açelilerle adaya gelen Portekizliler arasında kanlı mücadeleler başlamıştı. Bu mücadele, Sultan Aleeddin Riayat Şah zamanında da devam etmiş ve Aleeddin Riayat Şah Portekizlilere karşı Osmanlı Sultanından yardım istemişti. İkinci Selim Han, Açe’ye iki gemi top, tüfek ve top yapacak ustalar göndermişti.
Açe Sultanlığına Kurdoğlu Hızır Reis komutasında gönderilen dev donanma, Osmanlı’nın etki alanını Endonezya’ya kadar ulaştırınca, Açeliler o günden sonra Türk toplarını ve bayraklarını kutsal birer emanet olarak bağırlarına bastılar. Büyük âlim ve ilim adamı Abdurrahman Efendi, yanında bulunan Türklerle Açe’de bir köy kurarak yerleşti.
Asıl büyük hamle ise Akdeniz’in kalbinde, Kıbrıs’ta yaşandı. Hac ve ticaret gemilerini vuran Venedik korsanlarına öfkelenen Sultan, Lala Mustafa Paşa’yı adanın fethiyle görevlendirdi. 1571’de tamamlanan bu fetih, sadece stratejik bir lojistik zafer değil, aynı zamanda adada Katolik baskısı altında ezilen Ortodokslara inanç özgürlüğü getiren adaletin adı oldu...
Sarı Selim’in vizyonu kuzeyde de boş durmadı; Kırım Hanı Devlet Giray Han’ı Rusya üzerine göndererek Moskova kapılarına dayandı. Vergiye bağlanan Rus Çarlığı ve okyanuslara hükmeden bir imparatorluk, II. Selim’in taht arkasındaki büyük stratejik dehasının en net delilidir.
Uğur Utkan
ŞİİR
Mektup yaz
Mektubu ilk önce hasretle yazıp
Altına selamla, parmağın basıp
Gözyaşı, mutluluk, her neyse nasip
Varsa, biraz güzel koku sürmeli…
Usulden yazıver, havalar nasıl?
Hâl-hatır sormayı unutma asıl
Sevgiler işleyip hep fasıl fasıl,
Duyguyu en güzel sözden örmeli…
Sonra da çakmağı çakmalı artık
Mektubun ucunu yakmalı artık
Tekrardan okuyup, bakmalı artık
Noksanın var ise iyi görmeli…
Hasret mahallesi, muhabbet sokak
Numara, “yirmi üç” bir boşluk bırak
Sonra da acele evden çıkarak
Postaneye gidip elden vermeli…
Bana mektup yazın; işte adresim!
Sizlere ulaşsın şu gönül sesim
Mektupla birlikte yollanan resim
Birikmiş hasreti toptan dermeli…
Tamam… Hiçbirini yapamadıysan
Sözümden bir hisse kapamadıysan
Kendinden bir türlü kopamadıysan
Şu garip Kul Mahmud; defter dürmeli…
Kadir Çetin- Nazilli
DUYGU DAMLASI
AKÇAY’DAN SELAMLAR: Balıkesir’in Ege kıyısında Kaz Dağları ve Madra Dağları arasında zeytinlikler içinde uzanan güzel bir körfez kıyısı Akçay. Siz burayı yaz mevsiminde denizden karaya poyraz eserken soğuk suları, zeytin yeşili, mandalina kokusu ve Kaz Dağlarında güneş batarken göreceksiniz. İnsana huzur umut sevgi ve yaşama sevinci aşılıyor. Bir renkten bir renge geçerken binlerce bitkinin yetiştiği Kaz Dağlarında güneş batarken esen rüzgâr temiz havayı ve çam kokusunu içinize dolduruyor. Eylül ve ekim ayı Akçay’ın ve Akçay’da tatil yapmamın en güzel zamanıdır. Her şeyden önce temmuz, ağustosta olduğu gibi kalabalık kalmaz. Çoğu yazlıkçıların dönmesi okulların açılmasıyla öğretmen, öğrenci ve velilerin ayrılmasıyla Akçay da nüfus yoğunluğu normale döner. Eylül ve ekim Akçay’ın en güzel zamanıdır. Havalar biraz serinlemeye başlayınca o yakıcı sıcak azalır soğuk da fazla olmadığı için denize girmenin kumsalda güneşlenmenin en güzel zamanı olur. Akçay’dan herkese selamlar... [Aslan Torun]

