Kaydet
a- | +A

Bazı hesaplar defterde kapanır, gönülde kapanmaz. Zaman, paranın değerini değiştirebilir; fakat esirgenen bir iyiliğin hatırası, vicdanda aynı ağırlıkla kalabilir.

Adalet, insana hakkını verir; ihsan ise insanın kalbine dokunur. Adalet hayatın dengesidir, ihsan onun merhametidir. Biri borcu bitirir, diğeri yakınlığı başlatır. Haklı olmak bizi sorumluluktan kurtarabilir; fakat gönül yapmak bizi insanlığımıza yaklaştırır.

İnsan, sadece yaptığı seçimlerden değil, vazgeçtiği güzelliklerden de meydana gelir. Vicdan, bize kanunun sınırını değil, kalbimizin imkânını sorar. “Vermek zorunda mıyım?” diye düşündüğümüz yerde hayat bazen başka bir soru fısıldar: “Verebilecek durumdaysan neden vermiyorsun?” İşte gönül yapmak, mecburiyetin bittiği yerde iyiliğin kendi iradesiyle başlamasıdır. Bu başlangıç insanı hem özgürleştirir hem de çoğaltır ve iç dünyasını sessizce derinleştirir.

İnsan çoğu zaman yaptığı kötülükten değil, yapabileceği iyiliği ertelediğinden dolayı üzülür.

Gönül, insanın en sessiz fakat en gerçek aynasıdır. Orada yalnız verdiklerimiz değil, esirgediklerimiz de görünür. Kırılmış bir kalbin insandan götürdüğü şey hiçbir terazide tartılamaz; kazanılmış bir gönlün dünyaya kattığı huzur da hiçbir rakama sığmaz.

Bugünün dünyası başarıyı, hızı ve kazancı kolayca ölçüyor. Fakat bir yetimin tebessümünü, yaşlı bir insanın dinlenmiş olmasını, yorgun bir çalışanın gördüğü anlayışı hangi cetvel gösterebilir?

Hepimizin önünde görünmeyen nice imkânlar duruyor. Belki affetmemiz gereken biri, dinlememizi bekleyen bir yakınımız, gönlünü almamız gereken bir dostumuz vardır. Belki de yalnızca gözümüzü ekrandan kaldırıp karşımızdaki insanı gerçekten görmemiz gerekiyordur.

Hüseyin Demir-İstanbul

ŞİİR

Sevda

Gönlüme güneş misali doğdun...

Dünyama ışık, sevgi saçtın...

Sen benim göz nurum oldun...

Ben sana ölesiye sevdalıyım...

Elim, ayağım ve sesim oldun...

Aklımdan çıkmayan aklım oldun...

Can dedim sana canevim oldun...

Ben sana ölesiye sevdalıyım...

Rumuz "Gülbahçem"

Kimlik

Zaman dururdu sen gidince bende,

Uyku yasak olurdu gözlerimde.

Cemalin yok olmasın diye

Gün gece karanlık hep gece.

Güneş bile gelmez gönül pencereme

Geldiğinde, kalbin kalbimle meşkte

Gözlerin, gözlerimin ve ruhumun nuru.

Dünyamın güneşi abıhayatım,

Özümde dirilişim ilkbahar gibi

İki saatlik huzurun var oluşu.

Gerçek mi, bunlar hayal mi?

Her şey birbirine karıştı sensiz.

Yokluğunda tek renk kara idi,

Yüreğimde ve tüm varlığımda

Hayalimde hâline tek aşk...

Lütfü Yarar

TARİHTEN BİR YAPRAK

GÖZTAŞI: Göztaşı aslında bakır sülfat da denilen bir maddedir. Bunu zeytin üreticileri keşfetmiştir. 19. Asırdan beri bilinir. Mantar ve diğer bakteriyel hastalıklara karşı kullanılmaya başlanmıştır. Ama tarihin en eski dönemlerine gidildiğinde antik dönemlere MÖ 4000’lere kadar uzanmaktadır bu maddenin kullanılışı. Yakın zamanda da 1880’lerde... Batılı bir botanikçi yol kenarındaki üzüm asmalarını hırsızlardan korumak için göztaşına ve kirece boyamış. Bunun hastalıklara da koruma sağladığını fark edince de bu defa şuurlu olarak kullanmaya başlamıştır. Aslında bu Anadolu’da da biliniyordur. Özellikle zeytinlerde oluşan halkalı leke hastalığı dalı çürüten başka bir bakteriye vb. hastalıklara karşı etkili bir şekilde kullanılmıştır. Daha sonra göztaşı sistemi geliştirilmiş ve budama yaralarına varıncaya dek bütün bakteriyel enfeksiyonları önlemede kullanılmaya başlanmış. Bulamaç hâlinde bahçe, bağ ve sebze ziraatında da ilaç olarak kullanılır. 19. Asırdan sonra bilhassa organik zeytinciliklerde hâlen kullanılmaktadır. [Nuri Sabri]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.