Kaydet
a- | +A

İlk sözü göz aldı, dile geldi. ‘Güzel bakan güzel görür, herkes gördüğü kadarını söyler. Görmenin ölçüsü kalbe ettiği tesirdir. Kalpsiz bir göz ne görebilir ki? Sadece kör bakar, ışığım kalpten gelir, gözyaşım da. Hisli bir kalbin dokunuşu yeterlidir benim akışım için, söyleyemediklerini söylemem için. Zaten kalbin aynası değil miyim?  İsterse zahire bakar, isterse ibret ders alacağı şeylere bakar. Leyla’daki güzelliği görebilmek için, Mecnun’daki kalp gerek. “Yüzde güzel olan gözdür fakat insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür” diyerek sözü dile verdi.

Dil dile geldi. “Kemiğim yok” diye çoğu zaman suçlanırım, gönülleri kırdığımdan şikâyetçi olunur, bazen de yılanı deliğinden çıkarırım. Oysaki Hazreti Mevlana’nın dediği gibi deniz olan kalptir, ben kıyıyım. Gülistandan gül vurur sahilime çöplükten ise çöp. Sır, dili kalbe indirebilmekte. Sorabilmek için sarı çiçeğe Hazreti Yunus’taki kalp gerek. Benim ikrarım onun tasdikinden sonradır.

Ayaklar dile geldi. Bedenin yükünü taşırım oysa kalp nereye akarsa, götürdüğü yere koşarım. Yola aşk ile çıkıp menzile varmış, yola yük olmadan yol olmuş, gönülden gönüle giden yolda yürümüş ayakların kılavuzudur kalp. Yolu incitmiş, yola yük olmuş, yoldan çıkmış, nefsine uyup da yolda kalmış ayaklarında kılavuzudur kalp.

Beyin dile geldi. Benim merkezim kalptir, kalpten gelen hisse ancak ben fikir üretirim. Akıl kalptedir. Siparişi kalpten alırım Bana sorma “hangi akılla dağlar delinir, çöller aşılır” diye. İzah için Ferhat’taki kalp gerek. Kalp bir bahçe, gönlünde ne varsa onu ortaya koyar.  Gül hissedilirse gül düşünürüm, dikenlik düşünülürse dikenlik. Boş bir kalp varsa ne fikir üretilir ne de zikir!..

            Erkan Özkan

ŞİİR

                         GÜLFEŞÂN

Dünyaya göz açmadan tanışmıştın hüzünle

Hep, doğruyu söyledin “emin” oldun, sözünle!

Harama yönelmedin; dil, el, ayak, gözünle…

Kimseyi düşürmedin; ne şüphe ne zanna sen!

Sütannenin malına bahar ettin, hazânı

Su testisi -görmedi- hiçbir mahrem azânı!

Bilâl-i Habeşî’ye okutturdun ezânı

Kilisede, havrada -ot tıkattın- çana sen!

“İlim, bir Müslüman’ın yitik malıdır” derdin,

Onu talep edeni korurdun, çok severdin…

Aylar, yıllar sürecek bir menzile gönderdin

“Müslüman, -ilim için- gitsin dedin; Çin’e sen!”

Yaşamadın; kardeşle, ana, baba, bacıyla

Ömrünün -her dönemi- geçti, türlü acıyla…

Kırk yaşında buluştun, Peygamberlik tâcıyla

Rahatlığı bilmedin “tam, altmış üç sene” sen!

Hak kitaplar içinde adı geçen Ahmed’sin,

“Lâ-ilâhe illallah” yanında Muhammed’sin!

Hâtem’ül Enbiyâsın, âlemlere rahmetsin!

Âhirette durursun- “ümmetinden yana” sen…

                                      Ahmet Feyzioğlu

GÜZEL SÖZ

Güzel dinimizin en büyük düşmanı, cehalettir...

ÖNE ÇIKANLAR