Kaydet
a- | +A

İnsanın yüreğini ısıtan şeyler olur bazı zamanlarda. Mesela kış soğuğunda bulutların ardından süzülen bir güneş. Yorulduğumuz ya da dilimiz kuruduğunda uzatılan bir bardak çay. Fırından çıkan sıcacık susamlı bir simit. Yumuş gözleriyle dünyaya gülümseyen bir bebek. Ya da aşka yazılmış bir .

“Sen Şiire Sığmazsın” isimli şiir kitabımda, “” isimli bir şiirim var. Kitabıma ulaşarak bu şiiri okuyan, etkilenen, şiirle ilgili resim çizen ve şiirden anladığı duyguları ödevine aktaran 10. sınıf öğrencisini anlatmak istiyorum. Bir insanın kalbine dokunabilmenin rahatlığı var içimde. Bu his, verilen bir emeğin karşılığının alınması tadında. Bu his, üşüyen bir çocuğa palto vererek ısıtma tadında.

En az 15 yıl öncesi yazılmış şiirime resim yapan, şiiri yorumlayan gencecik bir kalbi. Öyle güzel yorumlamış ki, ben yazdığım bu şiiri bu kadar güzel açıklayamazdım.

“Bu şiirde anlatılmak istenen mesaj, dünyanın geçici olduğu ve hiçbir şeyin insana kalıcı olmadığıdır. Şair, dünya hayatının aldatıcılığına dikkat çekerek insanların mal, mülk, makam ve şöhrete fazla bağlanmaması gerektiğini anlatır. Her insanın sonunda ölümle karşılaşacağını hatırlatan şiir, okuyucuyu düşünmeye ve kendini sorgulamaya yönlendirir.

Şiirde, geçmişte yaşamış ve dünyada iz bırakmış şairlerin, yazarların ve güçlü kişilerin bile bu dünyadan göçtüğü ifade edilir. Süleyman ve Sezar gibi önemli isimlerin anılması, ne kadar büyük olunursa olunsun ölüm karşısında herkesin eşit olduğunu gösterir. "İki metre kefen" benzetmesiyle, insanın dünyadaki sonunun çok sade ve herkes için aynı olduğunu vurgular. Bu yönüyle şiir, insanı kibirden uzaklaştırıp alçak gönüllü olmaya çağırır.

Şiirimin bir ödeve konu olması beni mutlu etti. Bir şiirle yüreğe dokunabilmek güzel şey doğrusu. Şiirimi yorumlayan öğrenciyi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

İsmail Aybey-Manisa

ŞİİR

Eskimeyenler

Eskiden esvaplar hiç eskimezdi,

Yamalık yapardı, anamız bizim.

Mübarek aylara girildiğinde,

Hep orta karardı, fenamız bizim.

Baba helâl ekmek için yaşardı,

Gocunmadan her bir işe koşardı,

Bereket tüm fırınlarda pişerdi,

Edep kuşanırdı, binamız bizim.

Büyükler yol gösterirdi şaşana,

Konu komşu el atardı düşene,

Sallardık birlikte kaşık, pişene,

Kavgayla bitmezdi konumuz bizim.

Bize ne olduysa sonradan oldu,

Önce hamam, sonra han viran oldu,

Nezaket kovuldu, “yürü lan!” oldu,

Kitaplarda kaldı, şanımız bizim.

Gıyabî ah edip ağlama boşa,

Korktuğun gelecek ille de başa,

Yuvalar yapardık gökteki kuşa,

Şimdi hüsran mıdır sonumuz bizim?

Dilerim ki Rabbim istimdat eyler,

Evliya enbiya hürmetine der,

Bu millet yeniden murada erer,

Havf ve Recâ üzre yönümüz bizim...

Mustafa Özkahraman

SAĞLIK OLSUN

​Topuk dikeni

Topuk dikeni hakkında bilinmesi gerekenler: Topuk dikeni, genel olarak orta yaş grubundaki bireylerde daha yaygındır. Yüksek veya düz taban ayakkabılar kullanmak, bu rahatsızlığa yol açabilir. Sık sık yürüyüş veya koşu yapanlar, daha yüksek risk grubundadır. Hafif şişlik ve aşırı hassasiyet, topuk dikeninin belirtileri arasında yer alır. Uygun ayakkabı seçimi, tedavi sürecini olumlu yönde etkileyebilir. Dinlenme ve uygun egzersizler, iyileşme sürecine yardımcı olabilir. Topuk dikeni belirtileri, başlangıçta hafif olmakla birlikte zamanla şiddetli ağrılara dönüşebilir. Bu durum, kişilerin günlük hayat aktivitelerini olumsuz yönde etkileyebilir...

Topuk dikeni belirtileri, sabahları yataktan kalkıldığında hissedilen keskin ağrı ile belirginleşir; gün içinde hareket ettikçe ağrı azalabilir. Ancak uzun süreli hareketsizlik sonrasında yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle, belirtiler göz önünde bulundurularak erken teşhis ve tedavi önemlidir. [www.turkiyehastanesi.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR