Kaydet
a- | +A

Dünkü yazımızda sosyal müeyyidenin kaybolup sosyal medyanın üzerimize etki ettiğine örnekler vererek temas etmiştik. Böyle olunca insanın önünde bitmeyen bir “olması gerekenler” listesi oluşuyor. Ne kadarını yaparsa yapsın, geriye hep bir şey kalıyor.

Çamaşırlar yıkanmış, yemek yapılmış, ev toparlanmış, alışveriş yapılmış, kış hazırlıkları tamamlanmış oluyor. Fakat insan yine de akşam başını yastığa koyarken “Bugün de bir şeyleri beceremedim” hissedebiliyor.

Çünkü artık ölçü hayatı yaşamak değil, kendini sürekli geliştirmek. İşte burada çok daha derin bir soru ortaya çıkıyor:

Bize gerçekten kim hükmediyor? Belki de çoğu zaman hiç kimse. Efendi zihnimizin içine taşınmış durumda. Ve insan özgür olduğunu düşünürken, kendi koyduğu kuralların altında ezilebiliyor.

Bu durumun dini açıdan da düşündürücü bir tarafı var. İslam insanın bedenine, temizliğine, sağlığına, çalışmasına ve dünyadaki nimetlere önem verir. Fakat bunları insanın bütün varoluşunun amacı hâline getirmiyor. Çünkü insanın dünyaya geliş amacı, kendisini sonsuz bir “iyileştirme projesine” dönüştürmek değildir.

Dünya bir araçken amaç hâline geldiğinde; sağlık, güzellik, düzen, para, başarı ve konfor da insanı kendilerine bağlayabiliyor.

Belki bugün ihtiyacımız olan şey daha güçlü bir kamçı değildir. Belki kamçının gerçekten bize ait olup olmadığını sormaktır. “Bunu gerçekten yapmam gerekiyor mu? Yoksa sadece yapmam gerektiğini mi düşünüyorum?”

Ve belki insanın özgürlüğü, hiçbir şey yapmamakta değil; her an kendisini yetersiz ilan eden o görünmez efendinin sesini tanıyabilmektedir.

Çünkü hayat, sürekli düzeltilmesi gereken bir proje değil. Hayat, yaşanması gereken bir emanettir.

İlknur Şahin

ŞİİR

Kuşları dinliyorum

Aşk şarkısı söyleyen

Kuşları dinliyorum,

Eşlerini ünleyen,

Kuşları dinliyorum.

Güvercin var bülbül var

İbibik var kumru var

Sümbül karga serçe var,

Kuşları dinliyorum.

Tavşanlı kargılı da

Sessizliğin koynunda,

Burda her şey yolunda,

Kuşları dinliyorum.

Bülbül sazı çalıyor,

Kumru türkü söylüyor,

Karga sanki gürlüyor,

Kuşları dinliyorum.

Nöbetçi huzur burda

Her türlü nağme burda

Şarkı türkü raks burda,

Kuşları dinliyorum.

Nöbetçi şair (Şahin Ertürk)

TARİHTEN BİR YAPRAK

MUHYİDDÎN İSKİLİBÎ: 15. Asırda Anadolu’da yetişmiş olan evliyadan. Dedeleri Semerkant’tan gelip Anadolu’ya yerleşmişlerdir. İsmi Muhammed’dir. Babası Ali Kuşçu’nun kardeşi Mustafa İmâdî’dir. Şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendinin babasıdır. Şeyh Yavsı Muhyiddîn İskilibî diye meşhur olmuştur. Doğum yeri ve tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1514 senesinde İskilip’te vefat etti. Kabri orada olup ziyaret mahallidir. Ali Kuşçu ve Molla Ali Tûsî’den ilim öğrenmiştir. Tasavvuf yolunda icazet alıp hocasının emriyle insanlara İslâm dininin emir ve yasaklarını anlattı. Çok kerametleri görüldü. Hacca giderken Amasya’da Şehzâde İkinci Bayezid ile görüşüp sohbette bulundu. Bu görüşmede ona “Hacdan dönüşte sizi padişahlık tahtına oturmuş buluruz” buyurdu ve öyle oldu. Sultan İkinci Bayezid Hanla aralarında kuvvetli bir muhabbet bağı kuruldu. Bu sebeple kendisine “Hünkâr Şeyhi” lakabı verildi ve öyle meşhur oldu. En büyük fazileti Şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendi gibi, insanlara ve cinnîlere fetva veren bir oğul yetiştirmiş olmasıydı.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.