Yeni bir eğitim öğretim yılının başındayız. Herkese hayırlı olmasını diliyorum. Eğitim kelimesinin eski literatürümüzdeki yeri terbiyedir. Terbiye ise kişiyi yavaş yavaş ruhen ve bedenen yetiştirmek olgunlaştırmak şeklinde tarif edilmektedir. Yani eğitim sadece okumak bilgi edinmek değil bir insanın doğumdan ölüme her şeyi öğrenmesinin yanında millî manevi yönden de yetişmesi demektir. Bu da sadece okullarda değil daha çocuk doğduğu andan itibaren başlar. Doğumdan ölüme kadar insan hayatı bir okul gibidir ve insan her yaşta bu okulda yeni bir şey öğrenmeye çalışır.
Peygamber Efendimiz de “İlim Çin’de dahi olsa onu arayıp bulunuz”, “Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz” buyurarak bilim ve eğitimin önemini asırlar öncesinden göstermiştir.
Eğitimde işin esası hem kendisine faydalı hem ailesine hem milletine vatanına devletine ve dinine faydalı unsurlar meydana getirmektir. Onun içindir ki geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi millî manevi dini ve kültürel değerlere uygun yetiştirmek, anne baba dede nene eğitimci okul resmî ve sivil kuruluşlar topyekûn cemiyet ve toplum olarak hepimizin görevidir.
Ama esefle görüyoruz ki gençlerimiz dini ve ahlaki değerlerden her geçen gün daha da uzaklaşmakta örf ve âdetlerimize uymayan davranışları benimsemeye, zararlı akım ve alışkanlıkların tuzaklarına düşmekteler.
Okullarda ve eğitim camiamızda sevgi saygı ve fedakârlığın geliştirilmesinde cemiyet ve toplum hayatımızın ahenkli ve sağlam bir şekilde devam ettirilmesinde gençlerimizin ve çocuklarımızın yetiştirilmesinde millî manevi ve dinî değerlerimizin ve millî kültürümüzün katkısı çok büyüktür. Özellikle bir şeyin altını çizmek istiyorum:
O da dünya yüzünde hiçbir millet yoktur ki bizim kadar şanlı bir geçmişe ve şanlı bir tarihe sahip olsun. Buna rağmen tarihine ve geçmişine bizim kadar düşman, geçmişini kötüleyen bir nesle sahip başka bir millet de yoktur. Yeni neslimizi, dilini dinini tarihini seven fertler olarak yetiştirsek bile büyük başarıdır.
Aslan Torun
ŞİİR
-Hayırlı olsun ülkemize-
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli
Yirmi milyonluk bir orduyla geliyor.
Bir buçuğu azimli öğretmen, biliyor.
Millet öğrenciye başarı diliyor.
Değerleri üstün, ahlakından belli,
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.
Çocuklar ve gençler ülke zenginliği.
Işıltılı beyin, beden dinginliği.
Dünyaya açılan zekâ enginliği.
Değerleri üstün, ahlakından belli,
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.
Zihin açıklığı Rabbimden dilerim.
Yavrum, sizden büyük başarı beklerim.
Müjdeli haberle yolunu gözlerim.
Değerleri üstün, ahlakından belli,
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.
Katmanlar: Öğretmen, aile ve sosyal.
Eğitimde inşa: Öğretmendir temel,
Ancak aileler de uzatmalı el.
Değerleri üstün, ahlakından belli,
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.
Yapay zekâ destek, veride paylaşım;
Statik müfredat yok, farklı yön, izlenim;
Akademik güç, spor ile sanat, verim.
Değerleri üstün, ahlakından belli,
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.
"Vatan, Millet, İnanç" ne? Öğrettin bana.
"Kardeş Ülkeleri sev!", dedirttin bana.
"Hak için hakkı" da ezberlettin bana.
Değerleri üstün, ahlakından belli,
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.
Rıdvan Üzel
DUYGU DAMLASI
BENMİŞİM MEĞER: Hatırlayabildiğim en zifirî karanlığımdaydım sanki. En siyah idam urganlarını bile görecek kadar, en kararmış kalplerin atışları birer inci misali parladığını iman tahtamda hissedecek kadar. Zift damlatılmış siyah bir su vardı önümde. İçimdeki karanlığı kusuversem bembeyaz olurdu. Hiç grilerde zaman kaybetmeden kar beyaza ulaşmak istedim gecelerce. Belki de bin zifirî yıl sandığım bu vakitte gözlerimden berrak ve tuzlu yaşlar yerine simsiyah inciler akıyordu. Ve simsiyah terlemiştim ak pak ışığı göremedim diye kara gözlerimle. Neden sonra anladım ki siyah bir rüya imiş gördüklerim meğer. Ne kara basmadanmış örtündüğüm yorgan ne de izimi bırakamadığım ak pak karmış üstüne bastığım. Ne de karabasanmış gördüklerim. Sadece karasabana bağlanmış cılız bir hayvanın içimdeki feryadı imiş. Feryadın katrana mecz olduğu siyah lekelermiş meğer. Hâşâ isyandan bir önceki yalvarma ve ondan bir önceki dua imiş. Aslında gördüklerim değil, siyahlaşıp kapkara olan benmişim meğer. [Ayhan Özbek]

