Eğitimi tek tip insan yetiştirme amacı görme alışkanlığına son verilmelidir. İnsan ne bürokrasinin itaatkâr bir nesnesi ne de sermayenin ucuz bir girdisi olmalıdır. Eğitim sistemi; bürokrasinin arzularına göre değil insanın hür iradesine, ahlaki olgunluğuna ve doğuştan getirdiği yeteneklerin bağımsızca gelişmesine hizmet etmelidir.
Ailesi parçalanmış ve köksüzleştirilmiş çocuk, günümüzde zorunlu eğitim de denilen mekanik eğitim sistemiyle ikinci bir yara daha almaktadır. Kadim gelenekte insan bir "cevher" olarak işlenirken; bugün eğitim, kitlesel bir "standartlaştırma ve vasatlaştırma" yöntemine dönüşmüştür.
Çocukları 18 yaşına kadar hayata bulaştırmayıp eğitime odaklamak, yeteneklerin erken yaşta keşfedilmesini de engellemektedir. Erken yaşta tezgâhın, malzemenin, kodun veya uygulamanın başına geçemeyen nesiller nedeniyle üretim çarkları ustasız kalmış; ülke "orta beceri tuzağına" mahkûm olmuştur.
Enderun mantığı üstün zekâyı ve farklı yeteneği bulup çıkarırken; mevcut yapı, her çocuğu aynı sınav cenderesine sokarak "kitlesel vasatlık" üretmektedir.
Zorunlu olan 12 yıl eğitim sisteminin sonunda elimizde kalan; diploması bol ama somut hiçbir becerisi, üretkenliği ve kökü olmayan devasa bir genç nüfus olmuştur. Çocukları en verimli çağlarında hayattan ve pratik üretimden koparmanın bilançosu, zincir marketlerde kasiyerlik yapmak, plazalarda güvenlik görevlisi olarak nöbet tutmak ya da her türlü umudunu yitirip odasına çekilen bir "ev genci" olmak mecburiyetinde bırakmıştır.
Bu tablo, sadece ekonomik bir istihdam sorunu değil; bir milletin en kıymetli hazinesi olan gençlik enerjisinin heba olmasının, insani sermayemizin işleyemeyişidir. Eğitim sistemimizin her geçen gün daha yerli ve millî olması geleceğimiz için büyük bir umuttur. İnşallah Enderun seviyesini yakalayacağımız günler de gelir...
Fazil Önal
ŞİİR
Çiçeğim
Bir gün aynı evde uyanmak isterim,
Sabah kahvemi senin gülüşünle içmek…
Mutfağın içinde küçük telaşlar,
Akşamları “bugün nasılsın?” diye birbirimize sarılmak.
Bir evimiz olsun, penceresinde güneş,
Salonunda kahkahamız, duvarlarında anılar…
Belki küçük bir bahçemiz,
Her baharında senin ellerinle açan çiçekler.
Ben sana her baktığımda,
“İyi ki” demek isterim içimden.
Ve yıllar geçse de değişmesin tek şey:
Benim sana hâlâ “çiçeğim” diye seslenişim
İyi ki’m...
Turan Koçak
BİTKİLERİN DİLİNDEN
KEKİK: Kekikle ilgili yapılan araştırmada kekiğin saymakla bitmeyen faydalarından bazıları şöyledir:
Bedeni kuvvetlendirir. İştahsızlığı giderir. Kalp çarpıntılarını keser. Hazmı kolaylaştırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsak iltihabını iyileştirir. Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür. Kanser hücrelerinin damar sıkışmasını önler. Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir. Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve zatürreyi tedavi eder. Grip, nezle ve anjini iyileştirir.
Kekik suyu, romatizma ağrılarını dindirir. Kandaki şeker miktarını azaltır. Şeker hastalarının yaralarını 1 haftada iyileştirir. Pankreas onarımı yapar, insülin salgılanmasını sağlar. Şeker tedavisinde çok etkilidir. Bedendeki solucan, kurt ve parazitlerin yumurtalarını çatlatır ve öldürür...
Sağlığınız için doktorunuza danışınız.

