Mülkü, aileyi ve insanı ayakta tutan akıl ile geleceğin modelini kurmak konulu yazımızdan bir bölüm daha sizinle paylaşmak istedim. Konu ara başlığım ise yalnızlaşma...
Bizim Ahilik kültürümüzde ve geleneksel aile yapımızda çocuk; geniş ailenin irfanı şefkati, zanaatı ve mahalle ikliminin koruyucu gözetimiyle büyürdü. Ahlak, hürmet ve pratik yetenekler doğrudan hayatın içinde, kulaktan kulağa ve elden ele aktarılardı. Bugün çocuk; genellikle apartman dairelerinde, iki çalışanın (ebeveynin) yorgun akşamlarına ve onları da bir bakıma kendine esir eden dijital ekranların uyuşturan etkisine terk edilmiştir.
Modernitenin bir "özgürleşme" gibi sunduğu "çekirdek aile" modeli ise, insanı geleneksel bağlarından, akrabalık hukukundan ve nesiller arası tecrübe aktarımından koparan radikal bir yalnızlaştırmadır.
Geniş ailenin ve mahalle ikliminin çöküşüyle birlikte, duygusal ve ahlaki korumadan yoksun kalan çocuk, küresel kültürün tüm tahribatına açık hâle gelmiştir.
Asırlardır aynı beldede doğup vefat eden, toprağını, komşuluğunu ve mülkünü dededen toruna devreden aileler, hızlı ve plansız kentleşmeyle büyükşehirlerin çeperlerine sürüklenmiştir. Varoşlara ve gecekondulara yığılan bu kitleler hem köyün koruyucu dayanışma ağını hem de kentin nitelikli hayat imkânlarını kaybetmiştir.
Dededen kalan arazisini ve ocağını terk edip büyükşehirde kiracı veya niteliksiz işçi konumuna düşen insan, ekonomik emniyetini yitirmiştir. Güvensizleşen birey, yalnızlaşarak çekirdek aile kabuğuna çekilmiş; geçmişin asırlık birikimi bir kuşakta buharlaşmıştır.
Yanlış teşhis olarak ailenin veremediği karakteri ve hayat becerisini, okulun verebileceği sanılmıştır. Oysa ailede ve köklü bir mekânda kök salamayan bir çocuğa, okulda sadece test ezberletilir. Aile bağlarının ve mekân hafızasının kopması, eğitimin çöküşünün edilgen bir sonucu değil, yaşanan felaketin bizzat ana sebebidir.
Fazil Önal
ŞİİR
Harem
Bir bir uyandı hatıralar, hayal denen âlemde,
Alıp götürdü beni otuz üç sene evveline.
Harem’deydik o zaman tenha bu İstanbul köşesi
Hiçbir zaman olmamıştı, son hâlinden endişesi.
Semtimiz güzel Boğaz’ın Marmara’yla buluştuğu
Sevdalanan sularının birbirine kavuştuğu;
Yamaçları yeşil, dik mağrur ve sakin bir koydaydı,
Aşk âşık, şiir, şair; beste ilham hep oradaydı.
Suları berrak, vuslattan tatlı aşktan da sıcaktı
Gözlere renk, gönüllere şevk nağmelere mızraptı...
Ne yazık! Onların yerinde şimdi yeller esmede
Nağmeyle hazlanmış yamaçlar, gürültü dinlemede.
Nerde kaldı, görmüyorum, küçük şirin vapurları?
İskeleye yanaşırken edalı savruluşları,
Yâdımda vapurla iskelenin vuslat nağmeleri.
Dinlemede artık deryada ahşabî besteleri.
Anladım, tarihe bu semte tarih diye kaydolmuş.
İnşirah tarz-ı nev’in ve dil-nişin artık yok olmuş.
O sevimli vapurlar iskelemize yanaşırdı,
Her gün aynı yolcularını yokuşa bırakırdı.
Bilirdik her seferin devamlı olan yolcusunu
Görmemişsek bir gün birini, yapardık sorgusunu.
Üç beş adım attıkça, durup dinlenen ihtiyarlar
Evlerine kadar yokuşu sohbetsiz çıkmayanlar...
Ahbap evlerde yapılır uzaktan görüşmeler,
Nezaket yağmuru altında, bakışıp gülüşmeler.
Hepsinde bu semte mahsus vakar ve asalet vardı.
Velhasıl Harem kendine has bir âlemi yaşardı.
Mahmut Mu’tasım Yazıcı
(7 Ağustos 1984 Atlantik’te seyir hâlinde...)
SAĞLIK OLSUN
TİROİT BEZİ: Tiroit bezi soluk borusunun hemen önünde sağ ve sol loblar, orta kısım olmak üzere ayrılmış, 15-20 gr ağırlığında hormon üreten bir bezdir. Tiroit bezi tiroit hormonlarını (T3 ve T4) üretir, depolar ve salgılar. Bu hormonlar dolaşımda proteinlere bağlı hâlde bulunurlar. Vücuttaki tiroit hormon düzeyi hipofizden salınan Tiroit Stimülan Hormon (TSH) tarafından kontrol edilir. Tiroit hormonlarının normal miktarlarda üretimi için yeterli iyot alımı gereklidir. Günlük önerilen iyot dozu erişkinler için 150 mcg/gün, gebeler için 200 mcg/gündür. Tiroit hormonu vücudumuzda, büyüme, gelişme, enerji oluşumu ve enerji kullanımı, vücut ısısının sağlanması ve devamlılığı, her türlü metabolizmamız için gereklidir.
Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroit hormonlarından etkilenmektedir. İnsanın, anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra büyümesi ve tüm metabolizma faaliyetleri tiroid hormonları tarafından kontrol edilmektedir. Tiroit hormonlarının vücudumuzda etkilemediği organ veya hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düzeyi, vücut ağırlığı, kasların güçlü olması, âdet düzeni, cilt ve tırnaklar, kemikler, beyin ve psikolojik durum tiroit hormonlarından etkilenmektedir. Sağlığınız için doktorunuza başvurunuz. [www.turkiyehastanesi.com]

