Öğrencilerimiz için yaz çabucak biterken çocuk okutan aileleri büyük bir telaş aldı. Çocukların okula alışabilmesi için en büyük adım ailelerde oluyor. Çocukların bu rutine hazır olabilmesi için birkaç gün öncesinde evdeki kuralların ve düzenin sabitlenmesi çocuğun kabullenebilmesi için en iyi süreçtir. Ailelere düşen görevler; evde sakin ve kararlı bir rutin oluşturmaktır.
Okul başlamadan önce çocukla konuşmak ve ona güven vermek uyum sürecini hızlandırır.
Okulun nasıl bir yer olduğunu önceden anlatalım, mümkünse kayıt günü okulu gezelim.
Uyku, kahvaltı ve etkinlik saatlerimizi okullar açılmadan birkaç gün öncesinden düzene koyalım.
Eğer okul ile ilgili kaygılarımız varsa çocuğumuzun yanında konuşmayalım, kaygımızı ona yansıtmayalım. Okulda gün içerisinde neler yapacakları hakkında kısa bilgiler verelim. Okulunda yeni arkadaşlıkları ve paylaşımları hakkında bilgilendirelim.
Okul günü geldiğinde okul girişine kadar götürelim ve kısa bir veda ile ayrılalım. Uzun vedalar çocukların aileden ayrılmasını zorlaştırmaktadır. Okul çıkışında çocuğumuzu bekleyeceğimiz alanı önceden belirleyelim. Okul çıkış saati geldiğinde önceden kararlaştırdığımız yerde olmaya gayret gösterelim.
Çocuğumuz ile eve gelmişsek genel temizlikten sonra ayrıntılı olmayacak şekilde gününü anlatmasını bekleyelim ve çocuğumuzu yormayalım. Çocuğumuza soracağımız en güzel soru ‘okulda bugün seni en mutlu eden şey nedir?’ ve ‘okulda bugün seni en çok üzen şey nedir?’ olmalıdır.
Okul sürecinde özellikle okul öncesi ve ilkokulda yaşanan hiçbir olumsuzluğu çocuğumuzun yanında konuşmamalıyız. Arkadaşı veya öğretmeni ile bir problem bile yaşamış olsa çocuğumuzdan dinledikten sonra ondan ayrı bir şekilde öğretmeni ile çözmeye gayret göstermeliyiz.
Çocuğumuza ne olursa olsun her zaman onun yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz.
Çocuğumuzu hiçbir zaman ne fiziksel aktivitelerde nede başarı olarak akranları ile kıyaslamamalıyız. Özellikle sınıflarımızda kaynaştırma öğrencisi olabilir, özel desteğe ihtiyacı olan öğrenciler olabilir hiçbir zaman dışlama, akran zorbalığı yapmamaları konusunda uyarmalı, ihtiyaç duyduklarında destek olmalarını aşılamalıyız. Akran zorbalığı konusuna ileride ayrıca temas etmek dileğiyle...
Şimdiden yeni eğitim öğretim yılı tüm çocuklarımıza hayırlı olsun başarı dolu bir yıl diliyorum.
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı
ŞİİR
Sensin
Virane gönlümde solmayan sensin...
Hazanda gazelim toprağım sensin...
Baharda yeşeren yaprağım sensin...
Beklerim yolunu artık gelsene...
Aşklar yurdumda beklediğim sensin...
Zamanlar geçse de özlediğim sensin...
Umudum, dileğim sevdam sensin...
Beklerim yolunu artık gelsene...
Sevgi doluyum sana nefesim sensin...
Neşem, hayat sevincim hevesim sensin...
Seherde, duada secdede dileğim sensin...
Beklerim yolunu artık gelsen sevdiğim...
Rumuz: Gülbahçem
DUYGU DAMLASI
NEDİR BU AÇGÖZLÜLÜK? Deniliyor ki hep vücuda zararlı ürünlerden uzak durun. Doğadan gelen yöresel ürünleri arayın bulun... Arayıp bulma şansımız olmuyor ama tatilde filan gittiğimiz yerlerde pazarda yol kenarında dinlenme tesislerinde vb. köylü teyzelere, amcalara filan rastlıyoruz. Kimileri var ki yemin billah ederek satıyor ürününü ama birçok kez şahit oluyorsun aldığın ürün daha sonra anlattığı gibi çıkmıyor. Teyze pazarda yemin billah ederek marulunun acı olmadığını söylüyor, ağzına alıyorsun acı. Yolda ikindi vakti bir mısırcıya denk geliyorsun. Mısırların altını kapatmış eve dönecekmiş. “Beklerseniz hemen ısıtır getiririm. Yolun ilerisinde fiyatlar da iki kat pahalı” diyor. Isıtıp vermek istiyor. Beklemiyor teşekkür edip ayrılıyorsun. İki km ötede uğradığın bir başka mısırcıya soruyorsun. Aksine bekle ısıtalım diyen satıcının fiyatının yarısı kadar ucuz. Kendisi, üç koçan mısır satacağım diye hem altını kapattığı mısırları tekrar ısıtma açgözlülüğünde hem başka yere yönelmeyelim diye de o kimseler adına “daha pahalı satıyorlar” diye iftira atmak. Nedir bu aç gözlülük? Nedir bu ruh hâli?

