Kaydet
a- | +A

Türk idari aklının insana biçtiği "köklü cevher" anlayışı, 19. yüzyılın başından itibaren stratejik bir eksen kaymasına uğramıştır. 1800’lerin başında Osmanlı devlet idaresi “Tanzimat Fermanı” ile radikal bir reform süreci başlatılmış fakat bu reform teşebbüsü, Türk tarihinin en derin insani ve zihnî kırılmasına yol açmıştır.

1. Kendi Birikimine Yabancılaşmış Aydın Modeli: Sistemi kurtarma adına Avrupa’ya tahsile gönderilen talebeler; Batı’nın tekniği, bilimsel disiplini yerine, Batı’nın hayat tarzına özenerek dönmüşlerdir. Kendi coğrafyasına, halkının değerlerine tepeden bakan bu kitle devleti ihya etmek yerine kendi köklerine karşı acımasız bir muhalefet yürütmüştür. Zihnen felç olan bu aydın tipi aşağılık kompleksini bir ezikliğe dönüştürmüştür.

2. İttihatçı İhtiras ve Cihan İmparatorluğunun 10 Yılda Tasfiyesi: Nizamiye, Enderun ve Ahilik gelenekleriyle yetişmiş kadim devlet tecrübesini "gericilik" olarak etiketleyen; zihniyet olarak sömürgeleşmiş, eylem olarak maceracı İttihat ve Terakki kadroları, imparatorluğu yıkarak iktidarı ele geçirmiştir. Liyakat ve basiret olmayınca koskoca Cihan İmparatorluğu’nu 10 yıllık süreçte işgal ettirerek tarihten tasfiye etmiştir.

3. Tarihsel Hafıza ve Müktesebat Kırılması: İmparatorluğun tasfiyesinin ardından fatura ittihatçılara değil binlerce yıllık medeniyet birikimine, kültürüne, alfabesine, mimarisine ve manevi değerlerine kesmiştir. Maddi ve manevi hafıza radikal bir reddi mirasa maruz bırakılmıştır. Bu köksüzleştirmeye itiraz eden her türlü ses susturulmuş yargılama ve infazlarla toplumsal hafızayı savunan kalmayınca köklerinden koparılan insan ne özgün bilim-teknoloji üretebilmiş ne Doğu’nun hikmetine tutunabilmiştir.

Fazil Önal

ŞİİR

Ey yâr

Şifa niyetine dikmiştim seni ömrüme,

Zemheriden beter ayaz vurdu tenime,

Ne bir ses kaldı geride ne de bir nefes,

Seni ilaç sanmak, eza oldu günlerime.

Gözümde tütüyordun bir demet papatya gibi,

Soldu bahçem, dağıldı ellerin tabiatı gibi,

Şifa bulur derken devasız derde düştüm,

Bir ömür tükettim, yabancı bir hatıra gibi.

Ey yâr, hangi dağın ardında kaldı sesin?

Böyle mi esmeliydi başıma bu kara yel?

Tabip unuttu adımı, yaram sarılmayı bekler,

Seni ilaç sanmak, canımdan etti beni.

"Münzevi"

Sabır

Her şeyi söyle de ukala olma,

Çirkinlik insanda kibir iledir,

Varsa gücün “ölmek istemem” de ölme!

Herkesin zevali kabir iledir...

Kendine iyilik etmek istersen,

İyilik et kendinden bir başkasına,

Hakkın rızasını bulmak istersen,

İnsanın kemali sabır iledir...

Şevket Kâmil

TARİHTEN BİR YAPRAK

AÇE DEVLETİ: Hint Okyanusu’nun doğusundaki Sumatra Adasının kuzey kısmında, Cihan Şahın liderliğinde kurulan bir İslam devleti. Sultan Ali Mugayyet Şah 1507-1522 döneminde Açelilerle adaya gelen Portekizliler arasında kanlı mücadeleler başladı. Bu mücadele, Sultan Aleeddin Riayat Şah 1537-1571 zamanında da devam etti. Aleeddin Riayat Şah, Portekizlilere karşı Osmanlı Sultanından yardım istedi. Osmanlı Sultanı İkinci Selim Han, Açe’ye iki gemi top tüfek ve top yapacak ustalar gönderdi. Büyük âlim ve ilim adamı Abdurrahman Efendi, yanında bulunan Türklerle Açe’de bir köy kurarak yerleşti. Açeliler bu yardımlar ile Malakka Yarımadasının büyük bir kısmını Portekizlilerden kurtardılar. Bu tarihten sonra Açe Sultanlığı Hollandalılar tarafından işgal edilinceye kadar Kuzey Sumatra’ya hâkim oldu. 1876-1877 Osmanlı-Rus Harbinde (93 Harbi) yenilen Osmanlı Devleti’nin eski gücünü kaybetmesinden cesaret alan Hollandalılar, 1877-1881 yılları arasında Açe’yi tamamen işgal ettiler ve binlerce Müslümanı şehit ettiler. Buna rağmen Hollandalılar, hiçbir zaman Açelilere tam anlamıyla hâkimiyetlerini kabul ettiremediler.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.