Kaydet
a- | +A

“Türkler, tarihin erken dönemlerinden itibaren geniş Türkistan coğrafyasının zorlu şartlarında, bozkırın hareketli ve dinamik yapısı içinde biçimlenmiştir. Bu hayat tarzı; yüksek bir askerî disiplini, hızlı karar alma mekanizmasını ve olağanüstü bir sevk-idare kabiliyetini beraberinde getirmiştir. Ancak bu göçebe dinamizminin en büyük zaafı, boylar arası ve aile içi çatışmalardır.

Selçuklu bu tarihsel zaafı teşhis etmiş; boy çatışmalarını dizginleyecek, feodal çözülmeleri engelleyecek ve insan potansiyelini bir devlet aygıtına dönüştürecek kurumsal insan yetiştirme sistemlerini inşa etmiştir. Bunun için nüfusça az olunan coğrafyalarda farklı din, dil ve ırktan devasa kitleleri asırlarca sevk ve idare edebilmenin sırrı; kaba kuvvetten ziyade, insanı “fıtratına uygun” işleyen bu kurumsal dehada saklıdır. Kurumsallaşma ve İnsan Sarraflığı (Nizamiye, Enderun, Ahilik)

Türk-İslam medeniyetinde eğitim; dört duvar arasına sıkıştırılmış, hayattan kopuk teorik bir müfredat değil; idareyi, zanaatı ve ahlakı birleştiren bütüncül bir "insan sarraflığı" mekanizmasıydı. Bu mekanizma üç temel sacayağı üzerine kurulmuştu:

1. Nizamiye Medreseleri: Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ün kurguladığı Nizamiye Medreseleri; dağınık boy yapısını ve yıkıcı zihnî akımları, liyakatli ve kurumsal bir devlet aklı potasında eritti. Nizamiye, devlete idari, hukuki ve bürokratik bir hafıza kazandırarak mülkün omurgasını çelikleştirdi.

2. Enderun: Selçuklunun Nizamiye Medreseleri ile kurduğu yapıyı Osmanlı, bu kurumsal aklı zirveye taşıdı. Dinine, diline, kökenine bakılmaksızın; zeki, kabiliyetli ve gürbüz çocuklar erken yaşta tespit edilerek saray mektebinde özenle eğitilerek yetiştirildi. Dünyanın ilk ve en rafine yetenek yönetimi olan bu sistem; sadrazamları, paşaları ve bürokratları yetiştirdi. Bugün ABD ve gelişmiş Batı ülkelerinin küresel ölçekte en parlak zihinleri devşirip kendi sistemlerine eklemleme stratejisi, esasen bu Enderun aklının modern bir uyarlamasından ibarettir.

3. Ahilik Teşkilatı: Nizamiye bürokrasiyi, Enderun devlet idaresini kurarken; Ahilik üretimin, esnafın ve zanaatın ruhunu şekillendiriyordu. Ahilikte bir çırağın ustalaşması sadece iş öğrenmek değil; ahlakın, estetiğin ve helal kazancın harmanlandığı bir medeniyet mektebiydi. Usta ile çırak arasındaki bağ, sadece ekonomik bir ilişki değil, manevi bir silsileydi...

Fazıl Önal

ŞİİR

Tam seksen yıl olmuş!..

Tam 80/seksen yıl olmuş, bu dünyâ faslım;

“Hamsiköy” memleket, “Mulâ”dır aslım;

Dokuzuncu evlâd, benden 5/beş: Aslı’m!..

Rabbim “hayât” vermiş, elde ilk “fermân”;

Ömürlük “hikâye: Koca bir roman!..”

Tam 80/seksen yıl olmuş, “yayla günü”mden;

“Ömür filmi” geçti, şöyle önümden;

“Şâirlik-Yazarlık”, parça dünümden!..

Asıl “Amentü”dür, “dertlere derman”;

“Konu” bu, “mekân” bu; “yaşanmış roman!..”

Hamsiköy-Çarşamba, kaç yıl durmuşum;

Samsun’da üç okul, hep okumuşum;

Plânlar-hayâller, çok şey kurmuşum!..

Asıl olan “kader”, bir “uçsuz orman”;

Gün aya eklenmiş, “yıllanmış roman!..”

“..65/Atmışbeş’den ..70/yetmiş, bölüm: “Ankara”;

“Akademi” derken, “devletten para”;

“Memur”luk “Gümrük”te, kaldık bir ara!..

Askerlik/Levazım, yaman mı yaman;

Halıc’oğlu derler, “dillenmiş roman!..”

Eyüb’den Karaköy, Karaköy-Eyüb;

Haliç sularında, sefer eyleyüp;

“Serhan”la “baba”yım, “kundak” beleyüp!..

“Eşim” artık evde, tutuştu saman;

Yepyeni bir “fasıl”, “çillenmiş roman!..”

“Adım Adım” ile “kültür”e daldım;

“Cağaloğlu” derler, çok adımladım;

“Kan Pıhtısı: 1/Bir-ki”, duyuldu adım!..

“Evlilik ve Mahrem…”, bir rekor/aman;

“Çeyrek Asır: Her gün”, “tefrika roman!..”

“Çile ve Huzur”la, “Türkiye”deyim;

Kâh “süvari” oldum, kâh “piyadeyim”;

“On buçuk Atalı”, “lakap”tır-deyim!..

“..83/Seksenüç”te “Fidan”, alâka her an;

“Halime Kız… Âhı”, gözyaşlı roman!..

Sene “...86/seksen altı”, “Hasret” tefrika;

“Türkiye”de yine, bu bir “harika”;

“…Halk Şairleri” ki, kaynaktır; sika!..

“500/Beş yüz 55/elli beş”tir, hedefte yazan;

Hayatı-Eserler, “hepsi bir roman!..”

“İşte İnsan/1-2”, “Haşet Yayını”;

“Samsun’da K… Sanat”, söyler aydını;

Kim kültürün dostu, kimler hayını?..

Kalemi sivriltmek, lâzımdır bazan;

Şu “Pontus’a Darbe”, ibretlik roman!..

“Yaş 65 Yolun Yarısı Eder”;

Kimisi alkışlar, kimi bu ne der;

“Hem Okudum… Yazdım”, “tenkîd”de lider!..

En verimli aylar, mutlak “Ramazân”;

“…Ve Millet Destanı…”, millî bir roman!..

“Asrın Soykırımı”, “Gazze vahşeti”;

“Siyonist” yaşattı, onca dehşeti;

“Jenosit”tir adı, basın manşeti!..

“AB” desteğiyle, azdıkça azan;

“Asırlık hikâye”, kanlı bir roman!..

KAYIKÇ’Ali der ki, “Okudum… Yazdım”;

Bölgeden bölgeye, çok şehir gezdim;

Kaleme âşığım, sanma ki bezdim!..

En güzel anlarım, yeminle inan;

İbret-i alemdir, üç çeyrek roman!..

-------------------------------------------

(*): Mulâ: Şimdiki adıyla “Düzköy-Trabzon”

Ali Kayıkçı-Samsun

DUYGU DAMLASI

KENDİNE BİR İYİLİK YAP: Bireyin etrafındaki olumluluk ve olumsuzluk aslında kendi beynindeki pozitif duygularla da alakalı... Her gün yeni bir güne doğuyorsun ve her gün yeni bir şey öğreniyorsun. Ama hayata olumlu baktığında güneşli bir hava gibi, olumsuz baktığında bulutlu kasvetli bir hava gibi oluyorsun. Diyor ki muhterem bir zat: “Derler ki bugün kendine bir iyilik yap...” Ardından ekliyordu: "İnsan kendine nasıl iyilik yapar?" Herkes “acaba nasıl?” diye düşünürken o, cevabını da kendisi veriyordu gülümser hâlde: “Bir başkasına iyilik ederek...” Çünkü bir başkasına yapılan her iyilikten sevap hasıl olur... Ne güzel bir duygu ne güzel bir bakış açısı değil mi?

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.