İnsan hayatta pek çok yol seçer. Kimi kısa, kimi uzun; kimi taşlı, kimi güllük gülistanlık… Fakat eskiler boşuna dememiş: “Evvel refîk, ba'del tarîk.” Yani önce yoldaş, sonra yol. Çünkü insan çoğu zaman gideceği yerden ziyade, beraber yürüdüğü insana benzer.
İyi bir dost, en çetin yolu bile kolaylaştırır. Kötü bir arkadaş ise en güzel yolu bile insanın gözünde karartabilir.
Dostluk yalnızca aynı masada oturmak değildir. Dostluk, insanın olmadığı yerde de onun iyiliğini istemektir. Yanlış yaptığında alkışlamak değil, gerektiğinde ikaz edebilmektir.
Nâbî merhumun hikemî sözleri de insanın bu hâline ışık tutar:
“Dâver odur k’olmaya nefse zebûn
Olmaya âlûde-i dünyâ-yı dûn.”
Asıl üstünlük, nefsine esir olmamakta ve dünyanın bayağılıklarına kapılmamaktadır.
İnsanın arkadaş seçimi de biraz böyledir. Bazı insanlar bizi nefsimizin peşinden sürükler, bazıları ise kendimize gelmemize vesile olur.
Bu yüzden insan ara sıra kendine şu soruyu sormalı:
“Ben kiminle yürürken daha iyi bir insan oluyorum?”
Cevabı, hayatımızda kimi tutmamız gerektiğini de gösterir. Çünkü hayatın bazı yollarında insan yorulur, düşer, hatta dönmek ister. İşte o zaman yanında kimin olduğunu anlar. Yolun uzunluğundan çok, yanındaki insanın istikameti önemlidir.
Öyleyse yola çıkmadan önce yoldaşımıza bakalım. Çünkü doğru insanla yürüdüğünüzde, yolun taşları bile birer hâtıraya dönüşür.
Rabbim yolumuzu da yoldaşımızı da hayırlı eylesin. Âmin.
Zeynep Hazal Miliç-Samsun
ŞİİR
Ansızın
Ayrılık deyince;
Yüreğim sızlıyor,
Ritmim yükseliyor,
Elim ayağım titriyor,
Dizimin bağı çözülüyor,
Bir karamsarlık çöküyor,
Yalnızlık beni sarıyor…
Lakin ayrılık yok!
Bu yoldan dönüş yok!
Gemiyi terk etmek yok!
Ama yorgunum, kararsızım;
Belki de giderim ansızın…
Salih
ESKİMEZ KELİMELER
REFÎK: Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş.
BA'DEL TARÎK: Başına geldiği kelime ve tamlamalara “sonra” anlamı katarak zarf fonksiyonunda birleşik şekiller yapar: “Ba’del-asr: İkindiden sonra.” “Ba’del-gurub: Güneş battıktan sonra.” “Ba’de’t-taam: Yemekten sonra.” “Ba’del tarîk: Sonra yol” anlamında.
TARÎK: 1. Yol 2. Takip edilen yol, usul 3. Vâsıta, vesile, sebep.
ZİYADE: 1. Fazla, çok. 2. Artan miktar, geriye kalan kısım.
DÂVER: Adaletli hükümdar, hâkim, yönetici adaletli insan.
ZEBÛN: Güçsüz, zayıf, âciz. Zebun etmek: Âciz, karşı koyamaz duruma getirmek.
ÂLÛDE: 1. Bulaşmış, bulaşan 2. Dolu. 3. mec. Kirli, günahkâr, suçlu. Âlûde olmak: Bulaşmış, kirlenmiş olmak.
DÜNYÂ-YI DÛN: Alçak, geçici ve değersiz dünya. [www.lugatim.com]

